OKUDUKLARIM 2025/59 BUZLAR ÇÖZÜLÜNCE

18 Aralık 2025

 



“İlk romanı Sürgün Avı ile polisiye edebiyatımıza vaatkâr bir giriş yapmıştı Melih Günaydın. Yeni romanı Buzlar Çözülünce’de kaleminin daha da geliştiğini görmek sevindirici. Toplumsal hayatın yakıcı gerçeklerine dayanan suç kurgusuyla, gerilimli atmosferiyle, olayları ve karakteriyle çok doyurucu bir polisiye...”

A.Ömer Türkeş

Hiçbir şey seni gerçeğe ulaştıramaz Hansel, geride bıraktığın ekmek kırıntıları bile...

Kıdemli polis Defne, indigo oğluyla birlikte ailesinin yanına taşınmıştır. Tatsız seyreden aile hayatı, Kartepe’de kaybolan dağcı öğrencileri arayan ekiplerin bulduğu cesetle iyice karmaşık bir hal alır. Fakat donarak öldüğü düşünülen bu beden, aranan dağcılardan birine ait değildir. Kayıp gençlere medyanın ilgisi giderek artarken Defne, bu vakanın peşini bırakmamaya kararlıdır.

Kâbuslarından kurtulmak için gittiği psikoloğun yanından dönerken Ali’nin dikkatini, metro istasyonunda duvarlara asılmış resimler çeker. Bunlar daha önce çalıştığı çocuk kitabındaki çizimlere benzemektedir ve ekibindeki pedagog, ondan kimi objeleri çıkarmasını istemiştir. Çünkü kullandığı bazı görseller fallik öğeler içermektedir. Ali bir yandan çizimlerin izini sürerken öte yandan geçmiş anılarının kırıntılarını toplar. Çok geçmeden de kendisini bilmediği bir evrenin içinde bulur.

Heyecanı her satırda artan, çok katmanlı hikâyesiyle okuru şaşırtan Buzlar Çözülünce, güncel konuları cesurca yakalıyor. Roman, son bölüme kadar gerilimi ve heyecanı diri tutan üslubuyla Melih Günaydın’ın, polisiye edebiyatımızda uzun soluklu ve kalıcı bir ses olacağını müjdeliyor.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;

Türkiye’de kadın olmak, travestilere bakış, Afgan mülteciler, iğrenç bir Afgan geleneği olan Bacha Bazi, çocuk tacizleri, kontrolsüz yada bayağı kontrollü, cemaat ve tarikat yapılanmaları, siyasetin üst noktalarına kadar uzanan kanunsuz ilişkiler ağı gibi konular kendilerine doğrudan yer bulabilmişler bu kitapta.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Rüyaların kendi gerçekliğinin inandırıcılığını kimse sorgulayamazdı. Ama yaşam her yönüyle bir muammaydı ve somut bilgiler olmadan söyleyeceği her söz, onun inandırıcılığını paramparça edebilirdi.
*****
Kaç kere okula uğradın? Masaya para bırakmakla anne olunmuyor.
*****
Doğuştan kodlanan hareketleri annesi geliştirmiş, zamanla otomatikleştirmişti. Sevmek tek başına yetmiyordu. İlgilenmek, yanı başında beklerken kılını bile kıpırdatmazken yaşamına ortaklık etmek gerekiyordu.
*****
Soğuk ile cesaret yarıştırılamaz.
*****
Yılanın ısırdığı kişi siyah ipten korkarmış.
*****
Korkularını ne kadar çok muhatap alırsan o kadar az korkardın.
*****
Gerçek kimlik, isim soy isim değildir.
*****
Kimliğin aslında yaşadığın coğrafyadır, ırkındır, konuştuğun dildir. Evindir arkadaşlarındır. Bunlar olmadan ismin bir anlamı olmaz.
*****
Korkunun zamanı yoktur, bir kere nüfuz etti mi derine, çıkışı yoktur.
*****
Sömürülen bedenin acısını ancak adaleti sağlayarak dindirebiliriz.
*****
İnternet ortamında hiçbir bilginin güvenliği yok.
*****
Bazen yalnızlık bir çok yarayı kapamaya yeter. Ya da dağlamaya
*****
Bazen ismin lanetin gibidir, anlamıyla zıtlaşan onlarca hikaye seni bulur.
*****
Unutmamak için de derine kazır mıydın anılarını? Peki ya verilen sözleri not eder miydin, zihninin derinliklerinde bir uzuv gibi beklerken yaşanmışlıklar, pembe derini kazıyıp içini mürekkeple mi doldururdun?
*****
İnternette biraz araştırdım. Uzmanlar evlerinin tepesine baca çizmeyen çocukların tacize uğramış olabileceğini söylüyorlar.
*****

2 yorum:

  1. Melih Günaydın’ın Buzlar Çözülünce romanı üzerine yaptığınız değerlendirme, eserin yalnızca polisiye kurgusuyla değil, toplumsal meseleleri doğrudan ele alışıyla da dikkat çektiğini gösteriyor. Alıntılar ise romanın dilindeki sertliği ve gerçekçi atmosferi yansıttı bende. Özellikle kimlik, korku ve adalet üzerine kurulan cümleler müthiş.

    YanıtlaSil