KIŞ MİMİ

07 Kasım 2020

KIŞ MİMİ


 SADE VE DERİN bloğunda gördüğüm bir mimdi. Mimin asıl sahibi BEAUTYANDLİFETR Bloğu.

 1.Kışın ne yapmaktan hoşlanırsın?

Kışın genelde evde oturmayı kitap okumayı, kahve içmeyi, film ve dizi izlemeyi severim. Çok nadir dışarı çıkarım çünkü çok üşürüm ve dışarıda fazla bulunamam. 


 



 

 2.Kış sana neyi hatırlatıyor ?

Karda buzda düşmeyi hatırlatıyor, çok düşerim burnumun ucunu kırmışlığımda vardır.

 


3.Kış denildiğinde aklına ilk ne geliyor?

Doğalgazı ne kadar yeni kullanmaya başlasakta ilk aklıma gelen doğalgaz faturası oluyor:))


4.Kış mevsiminin en çok sevdiğiniz yanı nedir? 
 
En çok sevdiğim yanı havanın erken kararması, yemek erken yeniliyor, iş erken bitiyor ve gece daha çok kitap okunuyor. Bir de benim için süt mevsimi açılıyor, yazın sevmem ama kışın çok severim sütü. 
 

 5.Kışın kullandığınız favori kozmetik ürününüz nedir?
 
Hiç bir şey kullanmıyorum. Ara sıra ellerime nivea soft kullanırım o kadar. Yüzümde egzama var zaten bir şey süremiyorum.




6.Özellikle kışın yapmaktan hoşlandığınız bir şey varmı? Varsa nedir?
 
Yatağın içinden çıkmamak, geç saatlere kadar uyumak. Gece de geç saatte uyumak.
Kendime, kakuleli, zencefilli, karanfilli, tarçınlı ve ballı süt hazırlamak.
 

yumuşak yağan kar havasında ve yağmurda dolaşmayı da severim.
 

 
 
7.Kış yemeklerinden en çok hangisini tüketirsiniz? 

Ayrım yapmam genelde ıspanak, karnıbahar ve pırasa severim. Börek te kışın yaparız yazın yapmayız pek börekte severim. Bol bol bitki çayı ve kahve içerim.


8.Yaz mı,kış mı?

Yaz lütfen her mevsim güzel de favorim yaz oluyor benim.


9.2020 ye veda ederken ne söylemek istersin?

Lütfen bir daha böyle bir yıl gelmesin.Gelecek yıl bize sağlık, sıhhat, sevgi ve pozitif olaylar getirsin.

 


 Yapmak isteyen herkes yapabilir....

KASIMDAYIZ ŞİMDİ

05 Kasım 2020

KASIMDAYIZ ŞİMDİ

 

 
Resim ve yazıda alıntıdır. 
 
 Günaydın yaşadım diyebilenler... 
Kasımdayız şimdi, 
Fırtına, boran, 
Önümüz Aralık... 
Önümüz kış... 
Geçer ! 
İğdelere, eriklere karışır bahar, 
Peşi sıra yaz gelir,
 Masmavi gök, 
Allı pullu sahiller, 
Karpuz kabukları derken, 
Bir bakmışsın Eylül girer bacadan, 
Sararır, dökülür yapraklar, 
Al işte sana, 
Yine Kasımdayız, 
Yine sonbahar... 
Mevsimler su gibi billahi... 
Ömür geçip gidiyor, 
Yaşıyoruz ya, 
Yaşayabildik mi sahi? 
 
T.Tuğba Baş 
 

Ne kadar güzeller değil mi? kasım geldiği halde hala tomurcuklanıp açıyorlar. Bahçedeki çiçekler kışlık yerini almaya başladılar. Annem 2 şer 3 er saksıların dışlarını yıkayıp kışlık yerlerine almaya başladı. 
Günler her zamanki gibi geçiyor. Dün bahçe kapımız eskimişti, yeni demir kapı siparişi vermiştik o geldi yerine monte etmeye başladılar ustaya, çırağa, ağbime tost ayran servisi yaptım. Derken Kırklarelinden bir tanıdığımızdan mesaj geldi. Babası bal üretiyor Çanakkale'de. Taaaa ağbimin oraya cuma pazarına gittiği yıllardan tanışıyorlar. Ağbim kapalı pazar yeri olunca oraya bıraktı gitmeyi. Neyse bu bal üreten kişi bize 2 kavanoz bal göndermiş kızı ile. Kızda Kırklareli'nde oturuyor. Bana whatsaptan mesaj atmış 2 arabasına verdim balları 3 e çeyrek kala orada diye. Hemen apar topar giyindim terminale gittim. Orada çalışan arkadaşım var onun yanına uğradım birer kahve içtik aracı beklerken. Araç geldi balları aldım şoföre borcum varmı dedim, yok dedi ama ben yine de 5 lira verdim bir çay içsin. Eve geldim kapı monte edilmiş yerine, geçen hurdacı aracınada eski kapıları 40 tlye satmışlar bile.
 

Güz okuma şenliği kitaplarına hala devam ediyorum, bu 2 dergiyide araya sıkıştırdım. 
 
Bu gün kırmızı mercimek ekmeğim bitmişti sabahtan onu yaptım, içine dereotu koymayı unutmuşum. Evde mercimek, soğan, ekşimik kalmadı bunları almak için evden çıktım. Geçen ay okuduğum kitapları kütüphaneye bağış yaptım. Evden çıkarken bahçeden boş bir saksı almıştım, parkımın işletmecisi bayan bana çiçek ekicekti. Kuaförüme uğradım kargolarım gelmiş onları aldım parka geçtim bir sade türk kahvesi söyledim.
 

İlk olarak zarfımı açtım, taaaaaaa Fransalardan geldi.
 
 
Türkiye'de yetişen Biga domates tohumu taaaa Fransalara gitmiş, tohum takas grubundan tekrar bize döndü. Bize diyorum çünkü Gürhan bey ancak 4 kişiye tohum verebilirim dedi ve kişileri kendi belirledi. Biri bendim, sağolsun benden de rica etti size diğer 3 kişinin tohumlarını da göndereyim siz ordan iletin dedi ve bu tohumları göndermiş zarfın içinde 3 kişinin de tohumları var. Facebook üzerinden bu 3 kişi ile bağlantı kurdum adreslerini aldım pazartesi kargo yapacağım tohumları. 
 

Diğer bir kargo kutusundan da bu güzellikler çıktı
Ben kahvemi içerken Sibel hanımda benim çiçekleri ekti. Bende ona evdeki kaktüslerimden Opuntia parçası götürdüm teşekkür etti.

 
Sonunda telgraf çiçeği sahibi oldum, bir kaç kökte evde ekmem için verdi Sibel hanım sağolsun.
Eve geldim annem akşam yemeğini yapmış.Derken telefon çaldı komşu oğlu aradı. Halı yıkamada çalışıyor hazır yorganları verecektim yıkamaya, onları geldi aldı. 
İki gündür film izliyorum nasıl oldu ise. Bu arada bilgisayarımı yeniden kurdurmam lazım. 98 windows kullanıyorum halen ve artık videoları desteklememeye başladı. Sık kullanılanlara o kadar şey kaydetmişim ki, diziler, filmler vs. şimdi onları ayıklıyorum önümüzdeki hafta bilgisayarcıya götüreceğim laptopumu.
 


 

BİR DEPREM ANISI

03 Kasım 2020

BİR DEPREM ANISI

 

 
1999 gölcük depremine evde iken uykuda yakalandık. Çok büyük bir ses ve sallantı ile geldi. Rahmetli babam ön kapıya gitti açtı annem mutfak kapısına gitti o açamadı kapıyı sonra bizim oradan çıktı oda. Babamın ilk tahmini yunanistanda deprem olduğu yönünde idi. Elektrikler de yoktu tv açamadık. Bir süre bahçede oturduk, apartmanda olanlar önümüzdeki boş arazide toplandılar. Biz eve yatmak için girdiğimizde hala elektrik yoktu. Sabah kalktığımızda tv yi açınca şok olduk, deprem bizim ülkemizde olmuştu ve hepimiz tv ye kilitlendik.Ağladık sızladık ama elimizden bir şey gelmedi. Ölenlere Allah rahmet eylesin)  İşe gelip gitmeye devam ettik. Bir süre sonra Şirket yeni bir proje başlattı ve bulunduğum şehirde fabrikadan beni bulunduğum bölümle ilgili proje elemanı seçtiler, proje ilk bizim fabrika başlayacak başarı sağlanırsa diğer şehirlerdeki fabrikalarda başlayacaktı. Proje SAP programını şirkete entegre etmek. Bunun için takım elemanları oluşturuldu ( lojistik, merkez depo, mamul depo, satış, vs gibi) SAP program danışmanlarına alt temel programlar yazdırıldı bize test çalışmaları kaldı. İlk olarak mamul depoda başlayacak ve seçilen ben İstanbulda bulunmak durumundayım. Depremden dolayı müdürüme İstanbulda kalmam her gün gidip gelirim dedim. Ve ben hergün sabah 5 otobüsü ile İstanbul Mertere gitmeye başladım. O zaman fabrika orada çalışıyordu, kapanmamıştı. Fakat proje için ayrı bir bina tutulmuş ( biz oraya ATİM diyorduk) her sabah saat 8 de orada oluyordum. İlk gün oraya gidip sandalyeye oturduğumda kimse gelmemişti daha. Allahım ben burada ne yapacağım, bunların hepsi yüksek tahsilli endüstri mühendisleri ben iki yıllık muhasebe mezunuyum sen bana yardım et dedim. İçlerinden tek tanıdığım kişi ilk müdürüm. Zaten bu proje çalışmasına beni dahil eden o oldu. Özlem bu programı kapar, bulunduğu fabrikada da başlatır diye düşünmüş. İlk olarak elemanlar gelmeye başladı, hiç birini tanımıyorum bir tek bayan bilgisayar sistemlerinden biri var onu tanıyorum. Müdürüm geldi, biraz sohbet ettik ve beni 3 erkek 1 bayanın yer aldığı takımın ortasına bıraktı. Senin takımın bu bunlarla programları test edeceksin dedi. Başladık çalışmaya onlar benden sevkiyatın nasıl yapıldığını, stokların girişi, çıkışı, imhası nasıl olduğunu öğrendiler. Programları test etmeye başladık, güzel bir uyum sağladık özellikle bayan arkadaşla. Her gün 4.kata yemekhaneye çıkıyoruz masaya oturuyoruz sürahideki su hiçbir hareket olmadığı halde sallanıyor. Artçıları yaşıyoruz yani. haftanın 4 günü böyle sabah 5 te otobüsle istanbula gittim, akşam saat 20 otobüsü ile yaşadığım şehre döndüm. Bir gün akşam 7 civarı içim bir hoş oldu ve ben deprem oluyor dedim bana inanmadılar. Sonra herkesin telefonu çalmaya başladı eşleri arıyor, deprem oluyor ne yapalım diye:(( hafif bir depremdi ama yinede etkiledi herkesi. Ben yine gidip geliyorum, son hız çalışıyoruz belli bir tarih konuldu SAP inin başlaması için. Yine böyle bir cuma günü çalışıyoruz bu sefer de İzmit depremi oldu. Çalışan herkes aşağıya inmeye başladık. merdivenlerde neredeyse düşüyordum müdürüm tuttu beni. Alt kata indik bu seferde turnikeler açılmıyor. Yığıldık kaldık orada Allahtan güvenlikçi bir açılış şekli biliyormuş açtı da dışarı çıktık. Telefonu yanıma almışım iyiki sonra ben yukarı çıkamadım. Ağbim aradı oda çanakkalede pazar dönüşü rıhtımda yakalanmış depreme bana hemen terminale git dedi. Deprem olmadan önce dışardan yemek söylemiştik, o gelmiş. İstanbul fabrika çalışanı arkadaşım Fatih camı açmış, bana bağırıyor Özlem yemek geldi gel yukarı diye. Bende ona şöyle dedim, boşver yemeği sen benim montu çantayı al aşağı gel beni terminale bırak ölürsem evimde öleyim, hepsi kahkalarla gülüyorlar:))) Allah razı olsun beni terminale getirdi ve ben evime döndüm. İkinci büyük depremide merterde geçirdim ben. 
Allah hepimizin yardımcısı olsun bu konuda, kişi kendi ölmüyor bina öldürüyor maalesef. Bu sabah ta Ayda bebek güldürdü yüzümüzü. 

UMUT VAR VE HEP OLACAK

02 Kasım 2020

UMUT VAR VE HEP OLACAK

 

 
Hepimize merhaba, tüm izmirlilere tekrar geçmiş olsun. Ölenlere rahmet diliyorum. Depremin olduğu günden bu yana hepimiz tv başındayız enkazdan sağ kurtarılanları gördükçe hisleniyorum. Ne yazık ki yine deprem değil yapı öldürür olayını yaşadık. Akrabalarım  iyiler, yalnız kuzenimin kızının arkadaşı Rıza bey apartmanında enkaz altında kalmış. Bir umut canlı çıkar diye beklediler, ama maalesef ölmüş. Evladı da varmış Allah geride kalanlara sabır versin. 
 

 Bu gün buranın pazarı ama gitmek içimden gelmedi bende manava gittim sadece. Kuaföre uğradım kargom vardı o gelmiş onları aldım. 
Evin her tarafı poşet dolu, pazardan ayrı manavdan ayrı alıyoruz, bunun fırını var bakkalı var. Ne yapabilirim diye düşündüm. Her ne kadar çöp poşeti olarak kullansakta erimiyor stok ne yazık ki. İnstagramda takip ettiğim 
 Sitesinde bu alışveriş keselerini gördüm
 Dikiş bilen kumaş alarak evde yapabilir, kumaşı file şeklinde 4 boyutta kese, bunlardan 3 takım sipariş vermiştim. 1 takımını ağbimin kızına vereceğim.
 
Bahçeyi kazdırdık üstüne yağmur da yağdı, iş tohumları ekmeye kaldı.
 

Tohumları da yine instagramdan 
Sitesinden aldım tohumların atalık olduğunu söylüyor bakalım yetiştirecelim, hibrit mi atalık mı o zaman ortaya çıkacak.



Şimdilik ıspanak ve baklayı ekeceğim.
 
Sabah eczaneye gittim ağbimin insülünü bitiyor emanet aldım. Dahiliye doktorunun yazması lazım ilacı onun için de 10 unda doktordan randevu aldım. En son gittiğimizde insülünün markasını değiştirmişti. Elimizde kalan eski insülünleri de ana sağlığa teslim ettim belki o marka kullanan vardır ona verirler diye düşündüm.
 

 
Eczanenin kapısında bu güzellik karşıladı beni, o da kurallara uymuş kapıdan içeri girmiyordu.
 

Ekim ayı okuduğum kitaplar bunlar. Dergi okuyamadım bu ay kenarda bekliyorlar.
 
Daha güzel daha umutlu sabahlara uyanmak dileğiyle hoşçakalın.
 
 
 
 

OKUDUKLARIM 74 KİTAPÇI DÜKKANI

01 Kasım 2020

OKUDUKLARIM 74 KİTAPÇI DÜKKANI

 

 
 İdealist biri olan Esme Garland, kazandığı saygın burs ile Kolombiya Üniversitesi’nde eğitim almak için Manhattan’a taşınır. New Yorklu Mitchell, çekici görünüşü ve yakışıklılığıyla Esme’nin kalbini çaldığında hayat muhteşem görünüyordu.
Ta ki Esme’nin düzenli planında ufak bir sorun çıkana kadar... Esme, Mitchell’a hamileliğini açıklamak için bir fırsat bulamadan, Mitchell ona, özel hayatlarının artık eskisi kadar heyecan vermediğini söyleyecek ve her şey bitecekti.
Bebek bezinden, gaz çıkarmaya kadar her şeyde uzmanlaşmakta kararlı olan Esme, bir kitapçı dükkânında çalışmaya başlar ve orada, dükkânın sahibi George ve yöneticisi Luke ile teselli bulur.
Hayallerinizden vazgeçmeden, hayatın gerçekleriyle yüzleşmek üzerine yazılmış, baştan sona cesur ve keyifli bir hikâye.
 
Mutlaka okuyun diyemeyeceğim. Siz niye okudunuz derseniz almışım kenara koymuşum, güz okuma seçeneklerinden biriydi ve böylelikle okudum.
 
Yalnızlık yanınızda olamayacak birini istediğinizde çevrenizde hiç kimse olmamasından daha çok koyar.
*****
İyi ya da kötü yoktur, düşüncelerimiz onları öyle yapar.
*****
Bebekler istikrarlı bir ortamda yetiştirilmelidir. Planlanmaları gerekir. İstenmeleri gerekir. Saldım çayıra mevlam kayıra bebek sahibi olunmaz ki.
*****
Bazen bazı kitaplar sarmıyor işte
*****
İnsanlar başkalarının annelerini daima severler.
*****
İlgilenmek illa aşık demek değil.
*****
İnsanlar egolarını tatmin etmek için yazarlar para için değil.
*****
Bence birisine çarpılmakla onu sevmek arasında bir fark yok. Eğer her şey yolunda giderse sevgi deriz, eğer gitmezse omuzlarımızı silkip çarpılmıştım deriz.
*****
Sana taş atana çiçek at.
*****
Aşk korunmasız olmak demek, aşk aşkın tam kalbindeyken bile kalp ağrısını yaşamak demek.
*****
Eğer sevgi bizi kurtarabilecek olsaydı trajediler olmazdı ki?
*****
Bebekler doğduklarında kırmızı dışındaki renkleri göremiyor.
*****
 
KİTAPTAKİ MÜZİKLER
 
 





 
Güz kitap şenliği kitap 19

Sayfa 432

Toplam sayfa 6105
 
Puan 10
 
        Toplam puan 340