BİR ŞANSIM DAHA OLSUN İSTERDİM

28 Haziran 2021

BİR ŞANSIM DAHA OLSUN İSTERDİM

 

 
Bütün bir haftayı da geride bıraktık. Buraları çok sıcak, akşam üstleride yağmurlu. Otlar diz boyu oldu bahçeye yağmurdan giremiyoruz. Hala belediye ile yaşadığım olaylardan dolayı şoklardayım. Bugün pazara gittim, kedilerime mama aldım eve geldim. 
 
 
Geçen gün şehrin diğer ucundan havuzlu sitelerden ev alan arkadaşıma kahvaltıya gittim. Yol çok uzun geldi bana, başka bir arkadaşımız daha geldi, oturduk kahvaltımızı yaptık havuza karşı, giderken ev hediyesi bir kaç mutfak havlusu götürdüm, yaş pasta aldım, kahvaltıya pembe domates aldım, bir miktarda zarf içinde para verdim ki evine aldığı bir şeyin taksidini ödesin diye düşündüm. Hediye alsan belki beğenilmez evde fazlalık olur diye düşündüm.
Tam kahvaltı bitti ağbim aradı, belediyeden aramışlar sosyal yardımınız var öğleden sonra gelin alın demişler, eh nüfus kağıdı da bende mecbur kahve içmeden ayrıldım arkadaştan, belediye önünde buluştuk ağbimle, alt kata indik, parayı aldık. Aldıktan sonra kıza bu parayı sosyal yardım olarak değil, belediyenin yaptığı bu hatanın ( beni adresime yeni su kaydı açıp, bu belge ile bir kişiye 3. adres olarak verip gerek devlet yardımından gerek belediye yardımından faydalanma( ben buna soygunculuk diyorum) sağladığı için,) benim bunu farkedip işlemleri düzeltmek için yaptığım masrafın karşılığında aldığımı belirttim.
2 defa taksi parası verdim 30 tl den 60 tl
dask poliçesi yaptırdım 150 tl
2 aylık adresten düştüğüm için otomatik ödeme yapılmayan su parası 155 tl
suyu üstüme aldım 65 tl
elektriği de yapabilirler diye üstüme aldım 191 tl de oraya ödedim.
toplam bir günde 621 tl olmaması gereken bir masraf yaptım.
Bundan sonra takipteyim, her sosyal yardımda da doğru belgelerimle kapısındayım. Bakayım başka kimleri besliyor benim adresimden tespit edeceğim. Hatta isviçrede dayım var onun 3 katlı evi var boş, geldikçe kullanıyor. 2. aşıyı olmayı bekliyorlar Türkiyeye gelmek için, gelsin onada kurcalattıracağım nüfustan adrese giren çıkan var mı boş dairelere, oradanda besleme yaptılar mı bakayım.
Hak, hukuk, adalet diyen partimin bu yüzünü bilmiyordum bu değerlere ters düşen davranışını gördüm.
Artık belediyesinin kasasını sahip çıkamayan parti, hükümet olursa devletin kasasına nasıl sahip çıkacak düşüncesindeyim.

Olmadı bu CHP hiç olmadı....

 


İZLEDİKLERİM 2021/25

27 Haziran 2021

İZLEDİKLERİM 2021/25

 

 
LUCA 2021
 
Küçük bir çocuk olan Luca, yaz aylarını İtalyan Rivierası’nda makarna yiyip, tüm gün scooterla gezerek geçirir. Luca bu macera dolu yazını, yeni edindiği arkadaşıyla paylaşır. Ancak çok geçmeden arkadaşıyla ilgili gizli bir sırrı keşfeder. Luca’nın yeni arkadaşı, okyanus yüzeyinin hemen altında bulunan başka bir dünyadan gelen bir deniz canavarıdır.
 
Güzeldi....

OKUDUKLARIM 35 SÖYLENMEMİŞ SÖZLER

25 Haziran 2021

OKUDUKLARIM 35 SÖYLENMEMİŞ SÖZLER

 

 
 

Üzüm ve zeytinin, yağ, bal ve şarap küplerinin, kadırgaların, binbir şifalı otun en eski vatanı Urla. Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları, dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası. Bir zamanların efsane gazetecisi, dünyaya küskün Oktay Onur Yortan'ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi. Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman. Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş, kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık.

Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı. Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye, Urla'daki o evin fotoğraflarından gülümseyen, sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona'ya ait. Nona'nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep'in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde, Nona sadece onlara değil, bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor:

"Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukça acın azalır. Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler, ne hayatlar dirilmiş. Hem su deyip geçme; o su, taşı bile aşındırıp yıpratır."

Peki ya Oktay Bey? Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle, "Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık," derken haklı mı?

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Bir zamanların efsane gazetecisi Oktay Onur Yortan genç bir üniversite öğrencisiyken Oktay'ın yanında staj yapan Filiz Canan. O zamanlar başlayan ancak yarım kalan kırık bir aşk hikayesi. Bu hikayenin arka planında Urla'da ki evde sevgiyi kendisine bir yaşam direnişi olarak seçen Nona'nın hikayesi. Ve tüm bu yarım ve gizli kalan hikayeleri birlikte çıktıkları yolculukta açığa çıkaran Kerem ve Zeynep.

İclal Aydın'ın duygu yüklü sevgi dolu sayfalarında buldum kendimiSevgili İclal Aydın olunca yazarı hiç düşünmeden aldım. Güzel bir hikayenin beni beklediğini düşündüm. Tahmin ettiğim gibi oldu ve ben okuduğum bu güzel hikayeyi çok beğendim.

KİTAPTAN ALINTILAR;

Sevmek, hele ki sevilmek, sorumluluk yükler insana.

*****

Fotoğraflar söylenmemiş sözler saklar... Bakan okuyabilsin yeter ki.

****

Gazetecilik yetenektir. Cesarettir. İnattır. Dik durmaktır. Özveridir. Düzgün konuşmaktır. Doğru soruyu sormaktır.

*****

Çalışmalarınızın değerini başkalarının sözlerinde, gözlerinde aramayın. Doğruyu size ispat edecek şey zamandır.

*****

İnsanoğlu ne acayip değil mi? Duyguları ile bütün bir ömrünü inşa edebiliyor. En büyük hatası da bu. Birinin bizim için üzülmesinden, endişelenmesinden duyduğumuz haz, aslında bir çeşit kendinden emin olma hali.

*****

Tanıdıkça sevmeli insan. Oysa tanıdıkça uzaklaşıyoruz artık. Tanımak ve bilmek zaman, çaba, özen ister, değil mi? Şimdilerde önce seviyor, sonra tanıdıkça bıkıyor, uzaklaşıyor, kaçıyor insan soyu..

*****

Kaybedenlerin ustalaştığı bir eylem galiba sevmek.

*****

Büyük şehrin tuhaf bir zaman baskısı varmış üzerimizde. Her şey çabuk çabuk, bir an önce olsun, bir an önce de bitsin istiyoruz . Egeliye anlatamazsın bunu. Güneşin, dakikanın tadını çıkara çıkara hareket eder.

*****

Bu ülkede insanlar kendilerinin yetersiz olduklarını bildikleri, hissettikleri konularla dalga geçerek eksiklik duygularını alt edebileceklerini düşünüyordu. Alaycılık bir savunma ve kendini besleme alışkanlığıydı.

*****

Ölmekten değil, yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık. Sevmekten sevilmekten korkmamaktır.

*****

Bildiklerinle yüzleşmedikçe, hesaplaşmadıkça daha da ağırlaşır yürek. Ve bir sevenin yoksa, onu tek başına taşımak da öyle zor, öyle zor ki. Belini büküyor insanın.

*****

Hiç molası yok insan ömrünün. Bir kez bile bir dala konmadan, dinlenmeden hedefindeki o son taşa doğru uçuyor.

İnsanın savaşı hiç bitmez. Kardeşiyle, anne babasıyla, kendiyle, bir başka canlıyla, diğer türlerle, karşı cinsle, öteki dinle, inançlarla... Varoluşunu bununla anlamlandırır. Savaşını kutsallaştırır.

*****

Senin istediğini söyleyen, senin düşündüğün gibi düşünen seni seviyor sanacaksan yandın.

*****

İnsan beyni olağanüstü oyuncudur. Onun hatıralarımızın eşsiz parçalarından bir araya getirdiği yeni bir bütüne inandırmak becerisi olmas, acıya katlanmak mümkün olmazdı.

*****

İnsanın, bir bekleyeninin olduğunu bilmesi de başka bir zenginlikmiş.

*****

İstemeseler de sırtlarına takılıp kalmış bir geçmiş zaman yükü var herkeste. İçi tıka basa dolu. Eski sevgililer, eski eşler, kavgalar, boşanmalar, pişmanlıklar, paylaşılmayan kazançlar, bölüşülemeyen hatıralar, iki uca çekiştirilen çocuklar…

*****

Bilmek sorumluluktur. Bir vicdan yüküdür

*****

Ben ilk kadehimi daima çok sevdiğim bir gidene, gönülde yeri kalana kaldırırım.

*****

Tutamayacağımı düşündüğüm sözler vermemenin bir erdem olduğunu kazımıştım aklıma.

*****

Siyasetin çirkinliği devletin her birimine sızıyordu. Kadrolaşma belası içinde, işini iyi yapanla arkası olan arasındaki haksızlık yolu gittikçe genişliyordu.

*****

Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir aslında. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukça acın azalır. Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler, ne hayatlar dirilmiş.

*****

KİTAPTAN ŞARKILAR;

https://www.youtube.com/watch?v=tVxJK7E2TNg

https://www.youtube.com/watch?v=sRLaxTGhwig

OKUDUKLARIM 34 DELİ ÇOCUĞUN GÜNCESİ

24 Haziran 2021

OKUDUKLARIM 34 DELİ ÇOCUĞUN GÜNCESİ

 

 

"Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.'

"Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim"

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;

Çerez niyetine bir kitaptı. Kapağı itibariyle olsun, ismi itibarıyla olsun gayet dikkat çekiciydi. Kitap yazarın duygu ve düşüncelerini anlatmaya çalıştığı denemelerden oluşuyor. Samimi ve içten bir kitap

KİTAPTAN ALINTILAR;

Öyle ideal, amaç hedef geç onları evlat geç. Önce ezileceksin, hırsların kurbanı olacaksın, kıskançlık doyumsuzluk derken başkalarını ezeceksin. Yani anlıyor musun evlat işte insan budur, insan aşağılık bir varlıktır ve hepimizde bu aşağılıktan bir tutam vardır. Şimdi sok o mantığını cebine.

*****

İnsanın beyninde unutmak gibi bir kavram olduğu sürece insan her duygunun altından kalkar, her duygunun altından kalkar, her duygunun boyunduruğundan kurtulur, her duygunun boşluğuna alışır.

*****

Dostoyevski’nin dediği gibi. “ insan, her şeye alışan bir yaratıktır.”

*****

Umut bir düşün başlangıcı, aynı zamanda bir düşün bitişiydi.

Sevmek bazen insanın canını yakıyordu.

*****

İnsanlar her zaman kendilerine en yabancı olan şeye hayran olur.

*****

En büyük delilik, insanın kendi tımarhanesinden kaçmasıdır.

*****

Yalnız adamlar yalnızken düşünür, bu anlar  hep hoşuma gider.

*****

Kendinden kaçmak daha çok acı verir, bazı şeyleri geciktirir, yine de yol sana çıkar, düşündüğün şeye çıkar.

*****

Ne kadar sert ve agresif bir hayat sürersen sür, bir gün ılımlı ve sabırlı yaşamayı öğrenirsin.

*****

Ne kadar kızgın ve sinirli bir hayat sürersen sür,bir gün soğukkanlılıkla yaşamayı öğrenirsin.

*****

Bazı şeylere sabretmeyi bazı şeyleri kafaya takmamayı öğrenirsin.

*****

Hayat öğretir, hayat bekletir, hayat uslandırır.

*****

Her gün hangi hüzün geldiyse karşına, çaldıysa kapını ansızın, çıkacağı vardır demek ki!

*****

Yiğitçe alınmış bir yara, soylu bir yara, onurun ve soyluluğun nişanıdır.

*****

Yeryüzünde gözyaşı sınırsızdır.

*****

İnsan mutluluğunu beyninde değil, köşelerde arıyor.

*****

Yüksek mutlulukları değil, size yaşama direnci veren o küçük mutlulukları düşünmeli.

*****

Ömrünün en mutlu döneminden faydalanmazsan, hayat tarlan hep çorak kalır.

****

Küçük şeylere gülümsemeyi öğrenmeli.

*****

Herkes kendi sihirbazlığını hayatının belirli anlarında gösterir, kimi kendisini kaybeder, kimi bir şapkaya saklanır, kimi düşlerine.

*****

Zaman içinde yaşadığımız acı tatlı tüm tecrübeler insanı kendi ruhuyla tanıştırır. İnsan kendiyle tanıştığı sürece derinlere inmeyi de sever. Pişman olacağı işlere girişmez, ihtiyaçlarını prensiplerini bilir. Ruhunu tanımayı göze alan başına gelecek olayları da tanıyabilir.

Kolay olmasa da, acıtsa da insan kendi benliğini algılamak, hissetmek zorundadır. Çünkü mutluluk buna paralel gider, huzur bu kapının açılmasıyla karşımıza çıkar. Bir masada başkalarıyla otururken karşıdaki insan, daha yeni tanıdığınız bir insan yüzünüzü, kendinizi, benliğinizi sizden daha iyi tanıyabilir.

Kendimizi tanımadan insanları tanımaya çalışmışızdır, oysa insan kendini tanımadan başkasını tanıyamaz, kurtarıcı rolünü de üstlenemez.

Algılarının, zevklerinin, sinirinin, yapabileceklerinin, yapamayacaklarının sınırını bilen insan, kendini tanıyan insandır.

*****

Her şey en güzel farklılıklarla gelir, sıradan olmak, sıradan seslere aldırmak sıradan insanların durumudur. Senin özünü ortaya çıkarmayan, özünü engelleyen her mekandan kaç. Kafanda ve hayalinde inşa ettiğin kuleyi yıkmak isteyenlerden uzaklaş.

Uzaklaş tüm korkulardan, insanı hayatı yaptığı seçimle belirlenir. Hırs yapmadan yavaş yavaş süzül.

*****

İnsanlar dikenli çalıdır diyorum sana! Yangın çıkarmayı, hayallerini yakmayı severler.

*****

Bilge ol, yabancı ol, dağ başında çoban ol. Ama kendin ol,

*****

Ağlama sakın! Gözyaşı kireçli bir salgıdır, azalmayı, kaçmayı seveceksin. Yarış atı gibi olacasksın, bayır bayır, çayır çayır gezeceksin. Gideceksin buralardan.

*****

Nedir yalnızlık, başkalarını aramadan kendimizi yaralama hakkıdır, başkalarını yaralamadan kendimizi arama hakkıdır, iradeyi kuvvetlendiren bir güç, soğukkanlılığın dip noktası, sıkıcı bir bekleme odası, sis perdesini aralayan gerçek zaman çarkına kafa tutma, acının aydınlık yüzü, kabuğun altındaki hassas deri.

*****

En iyi sevgi, insanın eski mutsuzluklardan kaçmak için değil de, yeni mutluluklara kavuşma umuduyla beslediği sevgidir. Öyle ve ya böyle, acılı veya sancılı, gram kadar da gücüm olsa beni benden alamazdı sevgili hayat, hanı nefes darlığımda da yıkamayacaktı beni.

*****

İç ses fazla yüklendikçe kendinden sıkılma oranı da artış gösterir.

*****

Duygusallığı ağır boyutta olan insanlar genelde cesaretsizliği seçerler, özgüveni fazla olan insanlar ise daha iradelidir.

*****

İnsan ruhuna, düşüncelerine, vücuduna, her zerresine, hayatına bir şey vermek istiyorsa bugünü iyi bir şekilde kaybetmeli.

*****

Yaşayan insanlar vardır, bir de yaşam dolu insanlar.

Yaşayan insanlar merkezcidir, belirli yaşam tarzları vardır.

Onlara nasıl yaşanacağını öğreten birileri sürekli vardır.

Yaşam dolu insanlar enerji doludur, değişik insanlardır, değişikliğe her zaman açıktırlar, belirli öğreticileri yoktur.

*****

Aşağılık insanoğlu her şeye alışır merak etme.

*****

İp olur. Bu yüzden bir armağan bir tebessüm, bir mutluluk vermeli insan kendine, ruhuna, vücuduna, zihnine iyi bir şeyler vermeli, yol boyunca durmayan gezgin çabuk yorulur…. İnsan bazen kendisini köşeye çekip dinlenmeli, ruhunu hissetmeli.

*****

Bize yalnızlığı çaresizlik olarak gösteren bu düzen içinde insanın kendi olması zaten çok zor.

*****

Paradokslar beynini ömür boyu yer…. Hayatın iyi veya kötü arasında bir uçurumda geçer. Hayatının en uçlu noktalarında karar veremezsin. Ve karasızlık en berbat şeydir, adamı yavaş yavaş öldürür.

*****

Kendi hayallerinizin, düşlerinizin, yaşamanızın fazlasını almak, istemek, kapmak hırsızlıktır. Böyle bir servet sahibi olmak en acılı hırsızlıktır. Zengin olmanın bir çok yolu var, ruhen zengin olabilirsiniz. Denizdeki balıkları martıları izleyerek. Sabahları simit ve krem peynire doyarak, kitap okuyarak. Başka manevi şeylerle zengin olabilirsiniz. Gerçek zenginliği soruyorsanız kimse bilmiyor, ama gerçek zenginliğimiz peşinden koştuklarımız değil, peşinden koşarken kaybettiklerimizdir. Bizler bir mana arayışında tüm manaları kaybeden boş ruhlarız.

*****

Basit şeyler unutturur en büyük acıları.

*****

Ağırdır gece yaşamak, her şeyin ağırlığından daha ağır.

*****

Beyin tanıdığı kişileri unutmaz, unutamadığı zamanlarda da hastalıklı kimliğe bürünür. Kaybetmeye direnç göstermeyen insan, her zaman eski günlerde kalır.

*****

İnsanları tanımak istiyorsanız son sahnelerini iyi izleyin, insanlar son anlarında gerçek yüzlerini göstermeye bayılırlar.

*****

Yeri geldiğinde olaylara ve beklentilere sırtını çevirerek gitmek, erdemli insanın felsefesi olmalı.

*****

Gerçekler acıydı, acılar bize mutluluk getirmezdi.

*****

Ve gitmek daima bir cevaptır bu dünyaya….