OKUDUKLARIM 67 HAYVAN ÇİFTLİĞİ

06 Ekim 2020

OKUDUKLARIM 67 HAYVAN ÇİFTLİĞİ

İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtıdır. 1940'lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamındna olabilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.

Kitabı uzun zamandır okumayı düşünüyordum, elimde vardı oyalandım durdum. Güz okumalarında hayvanla ilgili bir madde olunca bu kitabı değerlendireyim dedim. "BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR. AMA BAZI HAYVANLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR." kalıbı sanırım hepimizin beyninde kalmıştır.
Dikkati çeken nokta kitabın kurgusunun hayvanlar üzerine yazılmış olması. Gücü elinde bulunduran hayvanların, domuz olması, yazarın tercihi olmuştur. Amaç eşit ve daha iyi koşullarda yaşayabilmektir.Eşit bir hayat için başkaldırmış olan hayvanlar için bir şey değişmez. Domuzlar yönetici, diğer hayvanlar işçi muamelesi görür.Kitap şekil olarak bir sosyalizm eleştirisi gibi. Sosyalizm hakkında genel bir bilgiye sahip değilim daha fazla bir şey yazamayacağım bu konuda. Sistem  Kapitalizm olsun,  Sosyalizm olsun bu sistemi yöneten biz insanlarız, bu bakımdan insanların içindeki "kötülük dolu davranışlar " oluşmaya başlayınca sistemin adının hiçbir önemi kalmıyor.

İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.
*****
İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.
*****
İki ayak üstünde yürüyen herkesi düşman bileceksin.
*****
İyi yazamıyorsan, iyi düşünmezsin; iyi düşünemiyorsan başkaları senin yerine düşünür.
*****
En iyi insan, ölü insandır.
*****
Özgürlüklerini savunmayanlarin ödediği bedel ağırdır.


Güz kitap şenliği kitap 12

Sayfa 152

Toplam sayfa 3074

Puan 10

Toplam puan 180

OKUDUKLARIMDAN 30

05 Ekim 2020

OKUDUKLARIMDAN 30










MUTLU HAFTA SONLARI

03 Ekim 2020

MUTLU HAFTA SONLARI

Tünaydın, iyi hafta sonları herkese...
Sabahları serinlese de öğlene yakın ve öğle sonrası hala sıcak:))
Bizde sabahlar aynı, kalk kahvaltı hazırla, pansuman yap, ortalığı topla, bulaşık yıka, ortalığı sil falan işte. Dün pazar arabasını aldım yürüyerek taaaaaaaaaa migrosa gittim, deterjanlar uygun fiyata idi. 8 kg persilmatik 32 tl bana uygun geldi. Renklileri yıkamak için uygun yani. Beyazlar için ayrı deterjan kullanıyorum. Çalıştığım zamanlarda şirket 3 ayda bir (money kart dağıtmıştı bize) misal olarak 300 tl idi yüklediği rakam 2014 yılı idi aldığımız yani fabrikanın kapandığı sene. Migrostan alışveriş yapardık. Arkadaşlar et, suçuk, kavurma vs şeyler alırdı ben sadece teneke ile yağlar, deterjanlar, yumuşatıcılar, çamaşır suyu, çay, şeker, tuvalet kağıdı alırdım. Yiyecek aldığımı hiç hatırlamıyorum. Yiyecek maaştan her şekilde alınıyordu zaten.Bu yüzden babamın ardiyesini kuvvetli bir stok yaptım ben bu konuda, yağ tenekeleri ilk defa geçen sene başı bitti ve almaya başladım.  Beyazlar için deterjanım ariel matikten ise 4 paket var daha. Allah razı olsun patrondan iyi baktı bizi, çoğu kişi aynı düşüncede. 
Migrosa pazar arabası ile gittim kasanın oraya bıraktım,  persilmatik, yumuşatıcı, bulaşık deterjanı aldım. Kafa dergisi gelmiş onu aldım. Çıktım manava doğru gittim bir manava baktım domates hoşuma gitmedi diğerine giderken pastanede mola verdim bir kahve içtim.


Kahvede fal vardı ama açmadım, inanmıyorum böyle şeylere. Kahvemi içtim diğer manava ilerledim, oradan domates alıp eve geldim.
Ağbime öğlen yemeği hazırladım. Ertuğrul ağbim telefon açmış, eniştemle pazar günü geleceklermiş İstanbul' dan, biz pazartesi bekliyorduk. Pazartesi günü başka bir şehirde bulunan avukatlarını görmeye gideceklermiş, son miras yeri dedemden ev yeri kalmıştı onu satışa çıkaracaklarmış. Hadi bakalım bunu da satsınlar geriye bir şey kalmadı, çalışmadan İstanbul'da nasıl yaşayacaklar. Hazıra dağ dayanmaz. Anneannem ve dedemin dayak dolu hayatlarını ayriyeten bir gün sizlere anlatırım. 
Bu sabah yine kahvaltı ettik, ortalığı sildim süpürdüm. Akşamdan yemek için et çıkarmıştım onu vurdum ocağa pişsin diye. Misafir yorganları nevresimsizdi onlara nevresim geçirdim. Yastık kılıfları ve çarşafları yarın değiştireceğim.



Bahçede gezerken baktım opuntia patlak vermiş çiçek mi yavru mu derken instagramda, arkadaş yazmış yavruluyor diye, yavrulasın bizde iyi bakarız yavrusuna:))
Daha sonra kova ile bahçeye geçtim.


Yarım kova ceviz topladım yerden, cevizi silkmedik daha. Bunlar ya kendileri düştüler ağaçtan ya da kargalar düşürdü. Daha sonra bahçenin otunu yaprağını temizledik ki düşenleri daha iyi görelim. Hasan'a bakıp, ona silktirmek lazım ağacı. 
Şimdi oturdum bu postu yazdım ve film izliyorum.





YÜREĞİM ACI ÇEKMEKTEN KORKUYOR

02 Ekim 2020

YÜREĞİM ACI ÇEKMEKTEN KORKUYOR

1 Ekim Dünya kahve günü imiş:)) gerçi bize her gün kahve günü:)) günde kaç posta içtiğimin haddi hesabı yok. Gece aşırı derecede yağmur yağdı, dolu filan da vardı. Eh haliyle sabahta serindi ama hala kısa kollu ve terlikleyim.
Şehrimin kütüphanesinin instagramda bir yarışması var, kitabını kapağından tanı diye. Kitabın kapağında isim olmadan resmini yayınlıyorlar sen tahmin ediyorsun ve kitabı kazanıyorsun. Bir kaç tanesine katıldım kazanamadım:)) ama en sonunda şans bana güldü ve kazandım. Elimdeki kitap ve dergileri kütüphaneye bırakmak üzere evden çıktım caddede ki marketleri gezmeye başladım, ağbim tuzsuz peynir yiyor önceden muratbey alıyordum az tuzlu ama peynirin tadını bir süre sonra bozdu. Sonra sütaş light almaya başladım o güzel. Dün çarşı içinde 2 büyük markete baktım yok, önceden oluyordu. Bugünde bizim caddekilere bakmaya başladım Bim e hiç girmedim o marka orada olmaz. Şok'a girdim dolaştım yok, oradan A101'e girdim orada da yok muratbey gördüm orada. Karpa'ya girdim 500 gr peynir 18 tl pahalı geldi bana 900 gr 23 tlye alıyordum. 
Neyse vazcaydım kütüphaneye yürüdüm. Girişte ateşim ölçüldü, HES kodum alındı. Elimdeki kitap ve dergileri bağış olarak bıraktım. Hediye olarak kazandığım kitabımı istedim.


Kazandığım kitap senden önce ben kitabı okuyup tekrar kütüphaneye bağışlayacağım.
Kütüphaneden çıktım eczaneye geçtim, steril gazlı bez aldım ağbimin pansumanları için. Un ak uğradım karnım açtı bir poğça bir kurabiye aldım. Askıya da 2 ekmek bıraktım. Manava geçtim turşulara sarımsakları harcadık sarımsak kalmadı:)) sarımsak ve bir iki şey daha aldım. Parkıma geçtim bir ajda çay söyledim. Çay gelince  Karamel yanıma geldi elimdeki poğaçaya melun melun bakıyor, hadi parçaladım elimle önüne attım yedi:)) tekrar bakıyor anlaşıldı karnı aç poğaçanın geri kalanını da parça parça attım yedi, bana kısmet olmadı yemek:)) sıra kurabiyeye geldi ondan bir parça verdim yemedi. Hayvan bile biliyor şekerin zararlı olduğunu tenezzül etmedi kurabiyeye, ben yerken beni izledi. Bu arada parkı yün pomponlarla ve ağaçlara yün örgüler ile süs yapmışlar, karamelide unutmamışlar, kulağındaki küpesine pompon iliştirmişler:)) Şekil a'da görüldüğü gibi.


Kahvemi içeriken çevreme şöyle bir baktığımda Allaha sigarayı bıraktığım için şükrettim. Sigara içilen alan tıklım tıklımdı, benim bulunduğum yer de ise kimse yoktu. Kahvemi de içtikten sonra yavaşça kalktım minibüs durağına gitti. Araç geldi bindim Migrosun orada indim taktım peynire illaki bulacağım  ve buldum 22 tl ye hemen aldım. https://laparagas.blogspot.com/ tavsiyesi olan migrosun 700 gr kaşarını baktım o da yoktu. Bayağı bir ucuzluk var kitaplarda, deterjanlarda filan migroskopu bir inceleyin buradan https://www.akakce.com/brosurler/migros ben pazar arabası ile yarın gidip deterjan alacağım. Ekim ayı dergileri gelmiş Kafa dergisi hariç hepsi orada hemen kaptım tabii:))




ALTAMAR

Gizem türündeki "Alta Mar", 1940'lı yıllarda Bárbara de Braganza adlı gemiyle Rio de Janeiro'ya doğru yola çıkan insanların hikayesini işliyor. Birden çok amaca ve sırra sahip olan yolcular, kabaran dalgaların etkisi altına girmekten kurtulamayacaktır. 

Diziyi ancak bitirebildim tavsiye ederim.


DENEYİM İNSANLARIN YANLIŞLARINA VERDİĞİ İSİMDİR.

01 Ekim 2020

DENEYİM İNSANLARIN YANLIŞLARINA VERDİĞİ İSİMDİR.

Sabahları artık serin olmaya başladı öyle ki artık örme yeleğimi çıkardım, kalkar kalkmaz sırtıma geçiriyorum.  Dün sabah kahvaltımızı yaptık, ağbim ben diğer fırından ekmek alacağım hem de yürüyüş yapmış olurum dedi evden çıktı. Ben de ortalığı topladım, bulaşıkları yıkadım. Biraz kuzenle telefonda konuştuk, kendisi maltepe sahilde oturuyor. 1yaşında bir torunu var onun için biraz tarhana istedi. Ayın 6 sinda Ertuğrul ağbim bizi İstanbula götürecek buradan, doktor kontrolü sonrası tekrar buraya getirecek. Dönüşte ona vereceğiz tarhanayı o iletecek. Zaten ablası oluyor isteyen kişi de. Teyzem vefat ettiği için evi temizlemeye gidiyor cumartesileri oradan alır artık. 
Neyse ağbim geldi bir üzgün, galiba gelirken kepek ekmeğini düşürdüm, vay Halis bir ekmeğe bile sahip olamıyorsun diye başladı ağlamaya. Gözün biri hiç görmüyor diğer gözde kendi işini görecek kadar görüyor ya üzüldü. Düşen ekmek olsun poşetten tekrar alırız üzme kendini dedik ama nafile hala ağlıyor,  annem poşetleri içeri getirdi, ben sen kaç ekmek aldın dedim mutfaktan, o dışarıdan kapı önünden saydı. 2 tane normal, bir tam buğday, bir kepek aldım dedi. Baktım ekmekler tam :)) boşuna üzüyorsun kendini ekmekler tam dedim. Öylelikle üzüntüsü geçti. Ben ekmeği poşette tam olarak görmeyince yolda gelirken düşürdüm sandım dedi. Hemen ona öğlen yemeği niyetine tost ve ayran yaptım onun tercihi üzerine karnını doyurdu.


Daha sonra ben çarşıya indim. Annem bir kilo daha nohut al tarhananın yanına gülere koyalım dedi. İlk önce bankada işim vardı onu hallettim, nohutu aldım, Ağbimin tuzsuz peyniri bitmiş onu aradım marketlerde bulamadım, bir bakmadığım migros kaldı oraya da bu gün bakacağım. LCWAİKİKİ ye girdim şemsiyelerin 2 sininde telleri kırık bir şemsiye aldım, 2 buluz aldım, 3 çiftte anneme çorap aldım. Oradan çıktım bir kahve içtim bir paket kahve aldım. Eve geldim dergimi okumaya başladım.


Akşam bir çırpıda bitirdim dergi okumayı. 



Eylül ayında okuduğum kitaplar bunlar, bu arada hepsini kütüphaneye götüreceğim bugün, ayrıca kütüphanenin kendi hesabından yapmış olduğu yarışmadan da kitap kazandım onu alacağım. Hangi yazarın kitabı bilmiyorum sürpriz olacak. 

Akşama kadar kalan sürede masumlar apartmanının 3. bölümünü izledim. 


MAPLEWORTH MURDERS

Gizemli romanlar yazan Abigail Mapleworth, New Woodstream adındaki küçük bir kasabada cinayetlere ışık tutar.

Kısa 9 ar dakikalık 12 bölümden oluşan bu diziyi bitirdim.