YAŞAMDAN VE İNSANDAN BEKLENTİNİZİ AZALTIN

08 Şubat 2021

YAŞAMDAN VE İNSANDAN BEKLENTİNİZİ AZALTIN

 

 
Herkese güzel bir hafta diliyorum. Ben her zamanki gibi evde kapalıyım, sadece fırına ekmek almaya çıkıyorum. Yeni yaptırdığımız demir kapı arızalandı, demirciyi bekliyoruz yapılsın diye. Evde bizimkilerin şekerini, tansiyonunu her gün ölçmekten kendimi hemşire olarak hissetmeye başladım.Yanlış meslek seçmişim:))
Dün hava çok güzeldi, biraz bahçede dolaştım, baharın habercileri günyüzüne çıkmış...
 

Mart menekşesi mart ayı gelmeden açmış, sümbüller açmaya başlamış, uyku çiçekleri uykudan uyanmış, çiğdem topraktan başını çıkarmış en önemlisi de erik çiçeklenmiş:)) onun resmini çekemedim. Bahar erken gelmiş Allah verede hava soğuyup hasara uğramasalar.
 
Bugün biraz hava almak hemde aylık dergilerime kavuşmak için Migrosa gittim. Başlangıçta kütüphaneye uğrayıp Ocak ayı okuduğum kitapları verdim. Evime yakın olan migros kapandığı için 2 aktarma yaparak şehir dışında yer alan Avm deki migrosa gidiyorum. Gelmişken Teknosaya uğradım, hala laptop bakıyorum. Bilgisayarcım bir model gönderdi ağbim beğenmedi modeli, illa tutturdu Tekirdağ'da  arkadaşının ağbisi bilgisayarcıymış ondan fikir alacakmış. O kişide Ankara'ya taşınmış telefonla ona ulaşmaya çalışıyor. Çatışma halindeyiz ağbimle, benim bilgisayarcım beni kazıklıyormuş:)) sanki kendi tanıdığı bu işlemi yapmayacak. Bu dünyada öğrendiğim bir şey varsa o da kazıkların hep en yakındakilerden geldiği, akraba, kardeş vs...
Neyse Teknosada da doğru dürüst bir bilgisayar yok, geçen gün ağbimin kızı da telefonda söylemişti, 
-Hala orada bilgisayar kalmamış hiç boşuna gitme.
demişti, hazır  dergi almaya gelmişken bakayım dedim, yeğenim gerçekten doğru söylemiş hiç bir şey yoktu. Migrostan dergileri aldım hemen minibüsle şehir içine geldim. Bir kaç kalıp vakumlu peynir alıp, kütüphaneye uğradım Irvın D. Yalom kitabı aldım eve geldim.
 

 Yarın annemi PTT ye götüreceğim biraz işi var. Oradan markete geçer biraz alışveriş yaparız diye düşünüyorum.


Evde ki artık iplerden yeni bir çanta başladım.

Günün karikatürü
 
Güzeldi
 
Bobo'yu severek takip ediyorum
 
Filmler
 
 
 

 Güzel bir hafta sağlıklı, mutlu, huzurlu, neşeli olsun............
 

OKUDUKLARIM 2021 /8 ŞAPEL YOLU

06 Şubat 2021

OKUDUKLARIM 2021 /8 ŞAPEL YOLU

 

 

Şapel Yolu doğumu 1800’lü yıllara denk gelen Ondine’nin çocukluğunun kitabıdır… iplik fabrikası ‘filature’nin müdürü bay Achilles Derenancourt’a gönlünü kaptırıp da kitabın sonunda sefiller sefili Oscarke ile evlenen Ondine’nin… devasa ve çirkin mi çirkin başını bir o yana bir bu yana titreterek yaşamın içinden sürüklenerek geçen erkek kardeşi valeer–traleer’in… ve kendi bilmese de ilk sosyalistlerden biri olan bay brys’ın… dinsiz imansız makinesiyle dünyayı kurtarmak isteyen babası Vapeur’ün ve şu anda tam olarak hatırlayamadığım tüm şeylerle birlikte SOSYALİZMİN gayretli YÜKSELİŞİNİN çırpıştırma bir resminin çiziliverdiği, dahası iki dünya savaşı arasında sıkışıp kaldığından çöküşe geçen burjuvazinin de kitabıdır. Bununla birlikte ve başkaca, kurgusu çok sonralarına, günümüze dayanan bir kitaptır da: ondineke evet 1800’lü yıllarda yaşamıştır, oysaki bakanlıktan mösyö Colson, gazeteci Johan Janssens, kadın ressam Tippetotje, bay Pots ve profesör Spothuyzen –ve sen Boon– dişe dokunan değerlerin arayışında, SOSYALİZMİN ÇÖKÜŞÜNE dur dedirtecek bir şeylerin arayışında olduğunuz bugünde yaşamaktasınız. Heyhat… bundan fazlası ise eğer, tanrı işte o vakit yardımcımız olsun bizim: bir gölcük, bir deniz, bir kaostur: şapel yolu’nda 1800’lü yıllardan günümüze değin kulakların duyduğu, gözlerin gördüğü ne var ne yoksa işte o bütünün kitabıdır bu zira.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNDÜĞÜM;

Okudum o kadaaaa)

KİTAPTAN ALINTILAR;

Söylenmesi en gerekli olan şeyler en çabuk unutulanlardır.

*****

Abartı tiksindiricidir.

*****

Her insan anormaldir, ne var ki, çoğunluk bu arazlarını kendilerini bir tımarhaneye kapattırmaya yetecek derecede teşhir etmezler.

*****

İnsan ayaklarının altında sağlam bir zemin olsun ister.

*****

Normal bir birey kendi hayatını yaşar ve arkasını dönüp geriye bakmaz.

*****

Kötüler cezalandırılır, iyilerse ödüllendirilir.

*****

İnsan hayatta ne ekerse onu biçerdi.

*****

Hayatı ciddiye alan her bireyin nereye gidiyoruz diye durup düşünmesi gerektiğini ekliyor sözlerine: çünkü ancak o vakit, içinde yaşadığımızın manevi bir çöküş çağı olduğunu keşfedecektir birey diyor.

*****

Dünya ancak onu arzu etmemeye yetecek bilgeliğe sahip olanlara teslim eder kendini.

*****

Bütün bildiği kendinden üstün olanlara yağ çekmek, aşağıdakilere de tekmeyi savurmaktı…

*****

İnsan mutluluk satın alıyorsa karşılığını ödemeliydi.

*****

Okur dediğiniz çıkıp doğada gezmeyi, kırlarda dolaşmayı sever.

*****

İt ulur birbirini bulur

*****

Tohum dediğiniz toprağa, fikirler de kağıda aittir.

*****

Yağmur bana hep onulmaz acıları ve ölümü hatırlatır.

*****

Hem sonra ölmek dediğin kendi başına nedir ki, benim neden yaşadığımı bilemeden ölüp gitmenin yanında…. Sevdamla tutuşacakbir sevgilim olmalı bir erkek

*****

İnsan hayatının sonbaharında dolu dolu yaşamalı

*****

İnsan  kendine gelip, edepli davranmalı, her daim alçakgönüllü ve itaat olmalıydı.

*****

Akılsız başlarının cezasını herkes kendi kendine çekmeli.

*****

Kendine hayrı dokunanındır tanrının hayrı.

*****

Oysa ben hep merak edip durmuşumdur, acaba her insan kendi bünyesine en uygun kalbi taşıyormudur diye;

*****

Aşırı gerginlik her seferinde farklı bir yerinden vurur insanı;

*****

Sırrını bile muhafaza etmeyi beceremeyenin payına da ahmak olmak düşüyor.

*****

Bütün bildiği kendinden üstün olanlara yağ çekmek, aşağıdakilere de tekmeyi savurmaktı…

*****

İnsan mutluluk satın alıyorsa karşılığını ödemeliydi.

*****

Okur dediğiniz çıkıp doğada gezmeyi, kırlarda dolaşmayı sever.

*****

İt ulur birbirini bulur

*****

Tohum dediğiniz toprağa, fikirler de kağıda aittir.

*****

Yağmur bana hep onulmaz acıları ve ölümü hatırlatır.

*****

Hem sonra ölmek dediğin kendi başına nedir ki, benim neden yaşadığımı bilemeden ölüp gitmenin yanında…. Sevdamla tutuşacakbir sevgilim olmalı bir erkek

*****

İnsan hayatının sonbaharında dolu dolu yaşamalı

*****

İnsan  kendine gelip, edepli davranmalı, her daim alçakgönüllü ve itaat olmalıydı.

*****

Akılsız başlarının cezasını herkes kendi kendine çekmeli.

*****

Kendine hayrı dokunanındır tanrının hayrı.

*****

Oysa ben hep merak edip durmuşumdur, acaba her insan kendi bünyesine en uygun kalbi taşıyormudur diye;

*****

Aşırı gerginlik her seferinde farklı bir yerinden vurur insanı;

*****

Sırrını bile muhafaza etmeyi beceremeyenin payına da ahmak olmak düşüyor.

 

  • KIŞ ŞENLİĞİ KİTAP :            14
  • KİTAP SAYFA SAYISI:       488
  • TOPLAM SAYFA SAYISI: 5342
  • EK PUAN                        
TOPLAM PUAN :                  210 







OKULDAKİ KOPYA ÇEKME ANILARIM

04 Şubat 2021

OKULDAKİ KOPYA ÇEKME ANILARIM

 

 

İlk kopya çekme deneyimi olarak hatırladığım dersim Coğrafya dersimdi. Yuvarlak daire içinde bir dağılım vardı, içeriğini şu anda hatırlamıyorum, o dağılımı aklımda tutamıyordum herkes kopyalık kağıt hazırlıyor fakat ben kağıda cesaret edemiyorum. Sıranın üzerine hafiften çizdirdim. Huriye hanım geldi, o zaman tekstir kağıtlarına basılıyordu sorular, soruları dağıtıyor bana geldi soru kağıdını bıraktı, Özlem bunu senden beklemezdim sil çabuk onu dedi, çalışkan öğrenci değeri gitti. Neyse sildim sınavda soru oradan çıkmadı, kağıdı teslim ettim çıktım. Ama eminim bütün sınav beni gözlemiş olabilir. Ondan sonra bir daha çekmedim kopya.

Lisede bir hocamız daha vardı, kendi halinde sakindi onun bu hali bazı öğrenciler tarafından suistimal ediliyordu. Mesela daktilo dersimize giriyordu. 10 parmak daktilo kullanacaksın, elinde sopası sıra aralarında gezerdi, ama kimin ne yazdığına dikkat etmezdi. Ben;

kara kara kartallar karlı iyi tarlalar ararlar

yazısını yazarken çoğu arkadaş sevgilisine ya mektup yazardı, yada şiir yazardı. Bu hocanın girdiği derslerde vardı, bizimde pazarlama dersimize giriyordu. Sınavlarda herkesin kitabını defterini hoca ya yere koydurturdu, yada tahtanın önüne dizdirirdi böyle bir kuralı vardı. Fakat hoca arkalara giderse öndekiler fırlayıp dersin kitabını alır, sıra altına koyarlardı. Eğer yere koymuşsa kitabını arkadaş ayakkabısını çıkarır sayfaları ayak parmakları ile çevirirdi, bariz bir şekilde okul 2. sinin bunu yaptığını hatırlıyorum. Bu hocanın bir sınavı bende çok kötü çıktı çalışmadım mı yoksa çalışmadığım yerden mi çıktı sorular o sene teşekkür ile geçen ben Huriye hocaya kopya çekerken yakalandıkya bir daha kopya çekemediğim için Halil hocanın dersinden bütünlemeye kaldım, neyse bütünlemede geçerek sınıf tekrarı yapmadım.

Yüksekokul yıllarında ise kopya çekmedim diyemem maalesef çektim. Bariz olarak hatırladıklarım; İktisat dersi prof vardı, derse İzmir'den geliyordu. Birlikte kaldığım ev arkadaşım Ayşe nin de bir şekilde mini etek giyme durumu var. Hatta kordonda gezerkende giydiği için yeşil etekli kız diye anılırdı. Neyse sınav günü Ayşe yine Yeşil mini eteğini giydi, okula gittik sıra numarasına göre oturduk, ben dersime çalışmışım tabii:)) Hoca geldi sınav sorularını dağıttı, başladım cevapları yazmayı, bizim Ayşe bacak bacak üstüne attı mini etekte var:)) Hoca gezmiyor yalnız :)) Ayşenin yanında takılı kaldı milim oynamıyor, biz gülüyoruz :)) sınıf komple kopya çekiyor:)) Ben çekmedim sözelim iyidir, verdim kağıdı çıktım. Sınavdan sonra kantinde toplanıyoruz herkes çıktı Ayşe de geldi, çocuklar bundan sonra Çırnazın sınavlarında mini etek benden kopya sizden, diğer hocaları da deneyelim bir dedi. Biz kahkahadan ölüyoruz, Ayşe bir kaç Hocaya daha deneme yaptı ama Çırnazdan başka yiyen olmadı bu mini etek durumunu:)))

Ticaret lisesi çıkışlı olduğum için sayısal da zayıfım, matematiği 2. sene tekrardan aldım mesela. Ev arkadaşımız Sibel düz lise çıkışlı ve aynı sınıftayız. Biz ona muhasebede yardım ediyoruz, o da bize sayısalda yardım ediyor. Matematikten sınavdayız önümüzde oturuyor, gösterebildiği kadar gösteriyor, hatta kız kağıtlarımızı bile alıp doldurdu bir vize sınavında ama Ayşe'yle biz 2. sene tekrara kaldık. Tekrar dersi aldığımız okul da şehrin dışında kenarda, kendi dersimizden çıkıyoruz koştur koştur diğer binaya geçip matematik tekrarı alıyoruz. Bu arada bu binada inşaat bölümü öğrencileri var, ara sıra bizim binanın kantinine geliyor. Kantinde bunlardan biri bariz bir şekilde bizim masaya bakıyor ama kime baktığı belli değil, yanında da arkadaşı var çocuğun ismi de Aydın, çok yakışıklı bir çocuk , bizim Sibel de, Arzum Onan'a benzeyen boylu poslu manken gibi bir kız . Aydın bizim kantine girsin Sibel ne sandalye bırakıyordu devrilmedik, ne de kahve bardağı o derece tutkundu çocuğa.Öbür çocuğun kime baktığını tespit edemedik, yani insan gelir bir merhaba der falan çocukta hiçbir hareket yok, bizde çocuğun adını öğrendik ama biz ona bir isim taktık, geldi sünepe gitti sünepe:))

Neyse Matematikten bu bizim sünepede tekrar kalmış ama bizim tekrar sınıfında değil, diğer tekrar sınıfına giriyor. Sınava gireceğiz Sıfırcı Hüseyin geldi okula,hocanın lakapı böyleydi, hatta bizden önceki dönemlerde matematik sınav kağıtlarına hep sıfır verdiği için kendisinin kaplumbağa bir arabası vardı, öğrenciler bir kaç defa ters çevirmişler arabayı:)) Sınıfta herkesin sıralarda adı yazıyor hepimiz oturuyoruz, Ayşe ara sırada yanıma düştü, iyi dedik. Benim önümdeki boş sıraya da gele gele inşaattta okuyan bu sünepe lakabı olan arkadaş geldi oturdu, bana döndü sınavda kopya verirsin değil mi dedi, bunu duyan yan taraftan Ayşe

-aaaa sünepe konuştu:)))))))

dedi, ben bir kahkaha attım, Allahtan hoca yoktu daha sınıfta. Nihayet çocuğun ağzından 2 senenin sonunda bir kelime çıktı yani o da kopya verirmisin oldu:))) Neyse sınava girdik kağıdımı gösterebildiğim kadar gösterdim, kopyaları aldı, dersten geçtik okulu bitirdik.

Bir diğer kopya olayı da bende ters tepti. Yanılmıyorsam pazarlama dersi olabilir. Yine sıra numarasına göre oturduk hocayı bekliyoruz, ben çalışmışım dersime kopya hazırlığım yok. Önümde Aynur diye bir arkadaş vardı o geldi oranın da yerlisi oluyor. Özlem çalışamadım akşam mal geldi mal ayırdım yardım et bana dedi. Tamam gösterebildiğim kadar gösteririm dedim. Kızın aileside benim ailem gibi pazarcı yalnız onlar meyve sebze satıyorlar, kimbilir kaç saat kaç kasa mal aktardı kız. Neyse sınavda iyi geçti benim 70-80 lik kağıt verdim, ara ara da Aynura gösterdim. Bu dersin sınav sonuçlarının açıklanacağı hafta ben perşembe gününden otobüse bindim eve geldim. Pazar günü de tekrar Çanakkale'ye döndüm. Yemek hazırladık, oturduk yiyoruz Ayşe pazarlamacı açıkladı mı sınav sonuçlarını, bu duraksadı yok dedi üstünde durmadım. Pazartesi okula gittik, kantindeyiz Aynur geldi Özlem çok özür dilerim,  hocaya açıkladım ama beni dinlemedi dedi. Neden bahsediyon dedim Pazarlama sınav sonucuna bakmadın mı dedi? yok dedim git bir bak gel dedi. Gittim baktım benim sınav sonucum kocaman bir 0:)) Aynura baktım 78 kantine döndüm nasıl olur dedim, Aynur hocaya açıkladım, Özlem benden değil ben ondan çektim dedim ama beni dinlemedi dedi. Şoklardayım meğer Aynur noktasına virgülüne kadar benim cümlelerin aynısını kullanmış. Düşünüyorum 2. vize final iyi de alsan bu işin sonu ders tekrarına gidiyor, okul 3. seneye sarkacak. Yapılabilecek bir şey yok 2. vize yüksek puan, final yüksek puan ama dersten kalıyorum. Bir gün hoca derse girdi geç dedi öğretmen kürsüsüne kurtarma yazılısı yapıcam seni. Geçtim kürsüye oturdum soruları verdi, hoca sınıfa ders anlattı ben soruları cevapladım, 90 lık cevap kağıdı vererek bu derste tekrara kalmaktan kurtuldum:))

 


 

 



AÇLIKLA İMTİHAN

02 Şubat 2021

AÇLIKLA İMTİHAN

 

 
Geçen gün kuzenler anısını yazmıştım, bu gün de işyerinden bir anı yazayım size. 
 
Bir gün işteyim çalışıyorum, o günde İstanbul'dan  holdingten ve şu an sadece izmiri Tayfunu hatırlıyorum bir  kaç lokasyondanda arkadaşlar gelmiş olabilirler. Tam saat 18:00 olmuş giyindim, bilgisayarı kapadım çantamı alacağım çıkacağım şef aradaki camı açtı Özlem Hanım Uğur bey (müdürüm) sizinde kalmanızı istiyor hep beraber bir yerlere gideceğiz dedi. Müdür istemiş el mahkum kalacaksın eve telefon açtım beni beklemeyin dedim. Sonra araba ile yaşadığımız şehre geldik hep beraber iyi dedim şehir dışında bir yere gitmedik eve kolay kaçarım diye düşündüm. Neyse kapalı garaja arabaları bıraktık, Uğur bey yemek planlamış, yemek yiyeceğimiz yere gidiyoruz ama neresi planlandı bilmiyorum. Neyse bir ciğercimiz var oraya girdik, girdik ama ben çok acıkmışım :)))) kimseyi beklemeden ilk sandalyeye attım kendimi lappadan oturdum:)))) herkes başladı gülmeye:))) ben kiloluyum ya açlığa dayanamıyorum:)) ama maalesef durum öyle değildi:)) aç değildim, yorgun hiç değildim kendimi birden kapıdan görünmeyecek bir noktaya attım, benim düşüncem aman beni görmesinler şeklinde ama bu lappadan oturmayla aç olduğum izlenimi verdim. Benim bulunduğum şehirde çarşıda isem aç kalmam asla mümkün değil. Çünkü annemin dayısının oğulları hepsi ızgaracı, böyle tam dört tane dükkan var ve benim müdürüm yemek planını yaptığı ciğercinin bitişiğindeki dükkan bu dükkanlardan biri, ben kendimi öyle sotada bir sandalyeye attıysam bizimkilerden kimse beni görmesin diye attım:))))))))))
 
Neyse yemekten çıktık, bu seferde bizim mecburiyet caddesi adını verdiğimiz cadde de bir aşağı bir yukarı tur atıyoruz:)) sanki kordonda tur atıyoruz :))) sırtımdan attığım terin haddi hesabı yok, bu yaşa geldim ben o caddede öyle bir tur atmadım. Ağbim yasaklamıştır o caddede öyle gezmemi, aman o görmesin bu görmesin sıkıntısı bastı beni:)) ben alışverişte dahi o caddeyi pek kullanmam, kenardan köşeden alışverişimi yapar, Desiree açık olduğu zaman orada bir kahve içerdim, ya da parkta bir kahve içer eve gelirim. Onca kahve içilen mekan var, benim rahat ettiğim yerler burası idi. 
 
Mecburiyet caddesindeki geziden sonra, arabalarla tekrar bu sefer ters istikamette yola çıktık yine benim rahat ettiğim başka bir mekana gittik. Masalar birleştirildi, çaylar, kahveler sohbetler ediliyor zaman bayağı bir ilerledi, kalkılacak artık Uğur bey, şefime Erkal Özlemi eve bırakırsınız dedi. Erkal ile Ercan başladılar benim oturduğum mekan ile alay etmeye,gülmeye yok köpek varmış vs  Tayfun bana baktı ben ona baktım, usulca cep telefonunu aldım, ağbimi aradım gelip beni almasını istedim, tamam dedi. Evet ben roman mahallesine yakın oturuyorum bunu asla inkar edemem, babam bu arsayı aldığında bir kaç hane idiler, zamanla çoğaldılar. Zararları var mı evet var, ama iyiliklerinide gördük. Hammal Kerim ağbim vardı mesela 3 tekerlekli tahtadan arabası vardı, o arabayla çocukken beni çok gezdirmiştir. Babam İstanbula giderken otobüs kaza yaptı, babamı eve getirdiler yukarıda ne kadar roman varsa bizim eve akın ettiler, bir tarafta zeytin dövdüler bir taraftan kasapa gidip et deri aldılar, babamın eziklerini, çürüklerini sardılar. Romanların hepsi kötüdür diyemeyiz ki. Sanki kendileri sitelerde yetiştiler, biri köyden gelme biride babası benim sokağımda yetişmiş, hatta dedesi benim bulunduğum evi yapmış bir insan.
 
Şimdi biraz nostalji yapalım, benim dertsiz tasasız gözyaşsız yıllara dönelim.
 

 

 
 

KALBİ HASSAS OLANA DÜNYA AĞIR GELİYOR

01 Şubat 2021

KALBİ HASSAS OLANA DÜNYA AĞIR GELİYOR

 

 
Hepimize güzel bir hafta olsun, şu lanet virüs gitsin artık lütfen ben parkımda oturmayı özledim, arzu ablanın kahvelerini özledim, köpek karameli özledim. Yanından hüzünle geçiyorum parkın...
Hava da bu gün yağmur var, o zaman buraya bir yağmur şarkısı bırakalım, zaten güzelliğin biride bu gün aynı sanatçı ile güne başlamış, bizde aynı sanatçıdan bir yağmur şarkısı dinleyelim.
 
 
 
Bizde hayat her zamanki gibi, evdeyiz ancak ekmek almak için dışarı çıkıyorum. Bir de bu gün çıktım bir iki sebze ile meyve aldım. Baharatçım vefat etmiş facebookta haberini gördüm üzüldüm. İyi bir insandı. Kuaföre uğradım kargolar gelmiş fakat almadım, haftaya teslim alacağım .
 

 Hafiften bir kar yağdı geçenlerde, kardelenler açmıştı karın altında kaldılar, ben karlı ve yağmurlu havalarda pek dışarı çıkmam. Her ne şekilde olursa olsun mutlaka bir düşme hatıralarım var bu havalarda. Hatta burnumun ucunu kırdım hala kırık dolaşıyorum. Fakat çok usturuplu düşerim, öyle yere filan yayılmam, bacaklar bile birbirine bitişik olur, hemen yere otururum. Bakkalın içinde bile düşmüşlüğüm var böyle havalarda, eğer bakkala gitmem gerekirse minik minik adımlar atarım, ayaklarımı daha sağlam yere basmaya çalışırım.



 Bu arada çantamı bitirdim, astarlanması ve sap takılması kaldı bir ara çarşıya gittiğimde yaptırmak için vereceğim. Şimdi başka renklerden başka bir model daha başladım.

 
Ocak ayı okuduğum kitaplar, dergi okuyamadım henüz.
 

 Bu ufaklığı da bir zamanlar evde bakıyorduk, ismi leydi, fakat annem istemedi evde, ağbimde köye götürdü verdi. O şimdi bir çoban köpeği oldu. Facebookta önüme düştü bu gün bu resim.


Hayatımda gittiğim ilk konserdi bu gün aklıma düştü bu şarkı......


 
Gümüş ayna dinlediğim arkası yarında...
 
Madem bu gün nostalji takılacağız, filmi de nostaljik seçiyorum.
 

Günün karikatürü