İNSAN EN ÇOK KENDİ SESİNDEN DUYDUKLARINA İNANIR VE BİZ SÖZLERİMİZLE BÜYÜ YAPARIZ KENDİMİZE

04 Ocak 2026

 



BAZEN HERŞEY ÜSTÜSTE GELEBİLİR SABIR DİLEYEN DİLİN YETER ARTIK DA DİYEBİLİR!

Bazen her şey üst üste gelebilir.
Bazen sabır dileyen dilin, gün gelir yeter artık da diyebilir.
Bazen yüreğin hiç olmadığı kadar kendini yalnız hissedebilir.
İşte böyle zamanlarda şunu sakın unutma: Zor zamanlarda gösterdiğin sabrın, doğru yoldan ayrılmayan iradenin ve her şeyin bir sınav olduğunu bilen inancın senin tek kurtarıcındır…”
Zen Deyişi
Hepimiz gezegenimizin denge, ahenk ve doğayla uyum içinde olduğu huzurlu günlere bir an önce kavuşmasını istiyoruz. Bu ara yaşanan kaotik etkiler ve bilinmezlik duygusu, kontrolü elimizden kaçırdığımız hissi verdiği için bizi tedirgin ediyor ama kontrol hiçbir zaman bizim elimizde değildi ki, sadece öyle sanıyorduk. Hayatı, havayı, doğayı, borsayı, ekonomiyi, aileyi, çevreyi kontrol ediyoruz gibi geliyordu.
Şimdi parametreler değişti, pandemi ile başlayan süreçte kontrol iyice kayboldu. Ve adına ekonomik kriz denen yeni bir süreç başladı. Hiçbir sorunun net bir yanıtı yok, yarın ne olacak kimse bilmiyor. Bu bilmeme hali önceleri karamsarlık yaratsa da daha dikkatle bakarsak görürüz ki; iç varlığımıza ve ruhsal bilgilere yönelme ihtiyacımızda artış var. Aslında dönüşüm –değişim için harika bir fırsatla karşı karşıyayız.
Bilinmezlik, eski kalıpları yıkıyor, boşluk yaratıyor, bu boşluk da yeni bilginin içeriye sızmasına izin veriyor çünkü bilinemezlik nedeniyle yeni arayışlara ve araştırmalara giriyoruz… Ayrıca neyin ne olduğunu tam anlayama hali aynı zamanda yarattığı boşluk ve hiç bir şeye ait olamama duygusu astralde yani enerji bedenimiz üzerinde temizlik yapmamızı sağlıyor. Her şey adeta elimizden kayıp gidiyor gibi, uzay boşluğunda uçuyormuşuz gibi bir duygu yaşıyorsanız bilin ki, sizin için en hayırlı ve anlamlı şey oluyor.
Birikmiş yanlış kanaatler, izlenimler eski hükmünü kaybetmeye başlıyor çünkü önünüzdeki soruna eski yöntemle çözüm bulunmuyor, öyleyse yeni çözüm için içsel varlığımız araştırmaya başlıyor çünkü biz hepimiz çok değerli kozmik varlıklarız, tanrısal bir aynanın yansımalarıyız ve sandığımızdan çok daha güçlüyüz. Yapabiliriz, aşabiliriz ve değiştirebiliriz, bu umudu hiç yitirmeyelim!....
Bütün bu olup bitenler, bizleri zaman zaman umutsuzuğa yönlendiriyor gibi olabilir. Oysa bugünler umutsuzluk günleri değil, aksine tüm gücümüzü ve pozitif yönlerimizi aktive ederek, olup bitene olumlu-pozitif katkılarda bulunacağımız ve Bütünsel Şuur’un (Kollektif Bilincin) titreşimlerinin daha da yükselmesi için çaba harcayacağımız, önce kendimiz olmak için kendimize sonra da birbirimize hizmet vereceğimiz, yardım edeceğimiz günler içindeyiz…
Adeta İsrafilin Surunun öttüğü günler, bizi kendimizi bilmeye, Rabbimizi bilmeye ve tekamül etmeye çağıran bu sesi duymak için hem kulaklarımızı, hem gönlümüzü açabiliriz.
Ruhsal yönümüzü (maneviyatımızı)tanımaya ihtiyacımız var.
Ruhsal yanımızın imanı ve teslimiyeti ile kendimizi yeniden yapılandırmaya ve tanımlamaya ihtiyacımız var.
Yüreğimizin ve vicdanımızın sesini duymaya ihtiyacımız var.
Hakikati işaret eden doğru yolu görmeye ihtiyacımız var.
İlahi Nizam’ın yeryüzünde tecellisi için çaba harcamaya ihtiyacımız var.
Kendimizi sahiden tanımaya, kim olduğumuzu bilmeye ihtiyacımız var.
Kısacası güçlü, kararlı ve cesur ve olduğumuz gibi olmaya ihtiyacımız var.
Sadece kendimiz olmaya ihtiyacımız var, biz kim isek ve her ne isek o olmaya ihtiyacımız var.
İnsanların, eşimizin, dostumuzun, ailemizin, çevremizin bizden ne istediği önemli değil, bizim ne istediğimiz, kim olduğumuz ve kendimiz hakkındaki yeni tanımımız önemli..
Gerçekte Kimiz Biz ve Ne İstiyoruz?
Bütün isteğimiz “Yeni bir ev, yeni bir araba, yeni bir eş, yeni bir iş fırsatı mı” ? Belki de hiç öyle değil!... Özümüz, iç benliğimiz evrensel yasaları tanımak, yasayla uyumlu olmak, sonra da kendi kader programı ona ne getiriyorsa onu yaşamak istiyordur ki zaten yasayla uyumlanıldığında mutlaka yeni kapılar açılır ve yeni fırsatlar önümüze gelir… Belki de yaşamın bizden tek istediği şey TESLİMİYETTİR neye teslimiyet? Diye sorulabilir…
Varoluşun özündeki gizli dengeye ve ne yaşıyorsak iyiliğimiz için olduğuna ama çabayı da hiç bırakmamız gerektiğine teslimiyet… Hele umut çok önemli, umudu yitiren paslanır. Umut bizim yarınlarımızdır, imanımızın parlayan altın ışığıdır… Umudumuzun ışığı hiç sönmesin…


Herkese güzel bir hafta diliyorum, buralar soğuk, sabahları kırağı çok var, buz her yer kar yağsa böyle olmaz. İşler kesat alışveriş yapan yok, cumartesi hele berbat bir iş günü idi. Fiyatlar artmadı diyorlar ama maalesef artmış durumda, pembe domates, salatalık, yarım kilo zeytin, 2 poğaça, 1 karabuğday patlağı, 1 bitter çikolataya dünyanın parasını ödedim, gına geldi artık fiyatlardan inanın, bu kadar çok olur mu inanın anlamıyorum, bizim buralar paris diyorduk şimdi oldu xxl paris.....


 Kedilerime mama aldığım veterinerde bir görüntü...


 Minimall Migros'un çatı arasında bulmuşlar, çok minik, umarım hayata tutunur alışveriş sonrası Gloria Jeans'a girmeden önce bir paket yaş mama bıraktım, kahve içtikten sonra çıkışta sordum afiyetle yemiş.🐱


Aynen böyleyim fakat bu sene kesin kararlıyım almayacağım, zinciri kırma tablosu yaptım excel'de onu takip ediyorum 4 gündür. Evde 500 ün üzeri kitabım var yeter bana diyorum, kütüphaneden de alıyorum... Doyumsuzluk benimkisi....




Cuma günü migrosa uğramıştım 2 de dergi aldım... Bunu da durdurmam lazım ama aldığım 3 ayda bir çıkıyor almasam olmazdı.



Annemin marifetleri, elleri kireçlenmesin diye bu yöntemi buldu....


İyi haftalar



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder