Tatar Çölü, 2. Dünya Savaşı sonrasında parlayan modern İtalyan edebiyatının ilk ve en usta ürünlerinden biri, çağdaş dünya edebiyatında da önemli yer edinmiş bir eser. Genç ve hevesli bir teğmenin, ilk görev yerini çevreleyen uçsuz bucaksız çölle "savaşı". Çöl, hem teğmenin muhtaç olduğu düşmanı ondan esirger hem bizzat "düşman" ın yerini tutar, hem de gizemli, tarifsiz varlığıyla genç teğmeni cezbeder. Gerçek dışı, soyut bir mekanda, zamanda, zeminde, olaysızlığın ortasında insana ilişkin en can alıcı sorular...
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM;
Kitap, vazgeçmemenin, yalnızlığın, umut etmenin, yaşamanın, özlemin, beklemenin ,gerçek duyguların var olduğunu okuduğum bir kitap oldu. Okurken biraz sıkıldım diyebilirim, nedense çok methedilen kitaplar bende fazla bir etki bırakamıyor. Yalnızlıktan bahseden ama beni fazla etkilemeyen bir kitap. Genelde askerliğini yapan veya yağmış erkekler bu duygulara daha hakim olabilir. Hiç gelmeyecek düşmanı beklerken geçen durağan bir yaşam ya da ziyan olmuş bir ömür. Ömrümü beklemekle geçirmiş olacağım, hatta çöldeki Tatarları bile...Tatar Çölü'nde Drogo Tatarları bekler. Onlarla hiç karşılaşmaz.
Drogo'nun tercihini en iyi özetleyen cümlelerden birisi de şu cümledir: "Belirli bir zamanda, arkamızda bir kapı kapanır ve bir şimşek hızıyla kilitlenir; geri dönecek zaman kalmamıştır."
KİTAPTAN ALINTILAR;
İnsan hızla terfi etmek için her şeye alışabilir.
*****
Muhakkak farklı bir şeyler olagelmeli, öyle bir şey ki, insan 'artık sonuna gelmiş olsam bile beklemeye değmiş' diyebilmeli.
*****
İnsan gerçekten güçlü olduğunu zanneder ama bu yalnızca yeni gelmiş olmanın yarattığı bir durumdur, sonunda diğerleri de sisteminizi öğrenir ve günün birinde bakarsınız hiçbir şey yapamıyorsunuz.
*****
Düşlerde her zaman saçma ve karmaşık bir şeyler vardır ve insan tüm gördüklerinin yalan olduğu duygusundan ve en güzel anda uyanacağı düşüncesinden hiçbir zaman tam olarak kurtulamaz.
*****
Gerçekte herkes layığını bulur.
*****
Hepimiz az çok umut etmekte direniyoruz.
*****
İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur.
Drogo, insanların her zaman birbirinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsuni diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti.
*****
Ama insan hayatta her istediğini elde edemez ki, mantıklı olmak gerek...
*****
Zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok.
*****
Yine de zaman, gitgide daha hızlı bir biçimde akıp gidiyordu; sessiz ritmi yaşamı parçalara ayırıyor, insan geriye bir göz atmak için bile duramıyordu. "Dur! Dur!" diye bağırmak istiyor ama sonra bunun hiçbir yararı olmadığının farkına varıyordu. Her şey, insanlar, mevsimler, bulutlar, her şey kaçıp gidiyordu ; insanın taşlara, bir kayanın tepesine asılması da yararsızdı, yorulan parmaklar gevşiyor, kollar, cansız bir şekilde düşüyor ve insan kendini bu çok yavaşlamış gibi görünen ama hiç durmayan ırmağa kapılmış buluveriyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder