“Bazı yüzleri sonsuza kadar hafızamda tutmak istiyorum.”
Camlar, Rüzgârlar, Bulutlar… Üç bölümden oluşan ve adını Hilmi Yavuz’un aynı adlı şiirinden alan Rüzgârlı Camlar, şiirle öykünün ortak kaynağından çıkan melez hikâyeler anlatıyor. Serkan Türk’ün kaleminde nehirler sessizce akıp gidiyor, yalpalayan tüm eski gemiler bir şiir gibi eğiliyor suyun içine. Gövdeler, kavanozlar, pencereler boş olsa da bu öykülerde her zaman umut var.
Giderek sığamıyorum yaşadığım evlere. Evler çatılı, balkonlu, bahçeli ve sessiz oldu hep. Evleri çıkardım şiirlerden ve hayatımdan. Bir evin içinde yaşandı izlediğim son film. Ve şimdi bu ev bozması yerde pencere açık, kapıların önünde oturmuş, zeytin ağaçlarına bakıyorum. Birilerinin geçtiği o küçük patika yolun beni hiçbir yere götüremeyeceğinin bilincindeyim. İlerideki çayırlık yeniden yeşerdiğindeyse burada olmayacağım. Gökyüzünü yeniden görmüş, bulutları selamlamış olmak beni mutlu kılacak.
KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCEM;
İlk defa okuduğum bir yazar sade dili anlatımı, ruha değen cümleleriyle su gibi aktı kitap. Öyküler 3 bölüm halinde yazılmış, tavsiye ederim.
KİTAPTAN ALINTILAR;
Boş pencereden
çocuk diri ve koyu tepelerdeki geceye bakardı
ve şaşırırdı tepeleri üst üste yığılmış görmekten
belirsiz ve berrak devinimsizlik. Karanlıkta hışırdayan
yapraklar arasında, tepeler belirdi
orada güne ait her şey, kıyılar
ve ağaçlar ve üzümbağları apaçık ölüydü
ve yaşam bir başka yaşamdı, rüzgardan, gökyüzünden
yapraklardan ve hiçlikten
Cesare Pavese
*****
Hayatımızda bizi başkalarına dönüştüren şey aslında yaşadığımız durumun ta kendisidir.
*****
Bazı insanlar vererek sevgilerini yaşarlar. Bazıları da aldıkları sevgiye aynı güçle yanıt veremezler.
*****
Hayat hepimize bir yerlerde hikayeler hazırlıyor.
*****
Böyle ıssız meydanda bekleyerek rastlanmaz elbette kimseye, ama dolaşırken sokakları durduğu olur insanın şöyle bir.
Cesare Pavese
*****
Kurduğumuz hayallerin bir parçasına dönüşürüz belki zamanla. Hayal olan gerçek, gerçek olansa bir düşmüş gibi algılanmaya başlar.
*****
Sokağınızı değiştirmekle dünyanızı değiştireceğinizi düşünüyorsunuz belki de.
*****
Sokağım geride kalırken neden onu da anımsıyordum?
*****
Her şeyin giderek kirlendiği bir dünyada güzel şeylere ihtiyacım var.
*****
Hayatımızda ne çok sıradanlaşan şey vardı. Bu sıradanlıktan uzaklaşmak için şehri terk etmiştim.
*****
İnsanın yorgunluğunu anlatmasının bir anlamı yoktu.
*****
Güzeller ve çirkinler yan yana yaşamıyordu bu dünyada.
*****
Nasıl bir ıssızlık biriktirmişsem geceleyin ortaya daha da çok çıkıyordu.
*****
Bu bana çaresizlikten aynı insanlarla nasıl iletişim kurmaya devam ettiğimizi gösteriyordu.
*****
Acı da geçer; hiçbir şey hissetmez olursun. Tuhaf bir iç geçirme ya da gülüş siner yüzüne. Hep aynı evde geçmiş bir yaşam. Son on beş yıl, belki daha çok. Konuşacak kimseler yok. Seslenmelerinin sonucu oflayarak gelen cevaplar.... Bir sıcak çorba, domates ve salatalık dilimleri..... Aynı yüz..... Kirli bir beden.... Yatağından çoğu zaman biri olmadan doğrulamayışın....." Alıştım buna da." İlgisizlik.... Ölümü çok istemeye başlayışın.... Yaşıtlarının peş peşe toprağa verilişi.... Kış, bahar, yaz ve sonbahar.... Ilık bir rüzgar, akşamüzeri kapı önü sohbetleri.... Eve dönmelerini beklediğin ilk zamanlar.
*****
Son yıllarda nedense böyle derin çizikler atamıyorum içime. Ağrılarım da bir şeye benzemiyor. Dönüşü yok içimdeki yolun. Son virajı birazdan döneceğim ve bir kıyı bulmak istiyorum;
suyuna ayaklarımı sokabileceğim bir deniz. Dalgakırana kadar yürüyecek, koşacak; ağlayarak döneceğim içime ve kum yığınlarını ezerek söyleyeceğim gerçeklerimi.
*****
Hayatın tıkandığı anlar vardır. Beklemek gerek. Susmak gerek. Ağlayışları saklamak gerek.
*****
İkimiz orada fotoğraf makinesine öyle bakarak durduk. Elbette kımıldadık ama rüzgarda kımıldayan erik ağaçlarından fazla değil. Dakikalar geçti. Biz orada durdukça ışığı da yansıttık ve bizden yansıyan o siyah delikten karanlık kutunun içine girdi.
Bu bizim fotoğrafımız olacak, dedi ve umut içinde bekledik.
John BERGER
*****
Bazı sesler yan yana duyulmaz sevgili.
*****
Büyülü sözcüklerini insan ne zaman keşfeder?
*****
Hayat, yalnızlık istasyonunda soluklanma anıysa ve sen hep aynı soluğun tıkandığını hissediyorsan boğazında, alınacak bir nefes daha varken aynalardan geçiyorsan kırıklar halinde, beni bağışla.
*****
Francis Ponge'un söylediği, o iskelet kentlerden geçiyorduk. Her geride kalan kent tuzla buz oluyordu içimde.
*****
İnsan neden en ufak şeyleri bile tutar belleğinde? İçinde sayısız oda ve sayısız ceviz sandığı.
*****
Unutmak, kuşkusuz bana göre değil.
*****
Sürekli yüzüme vuracak nedenlerin olacak senin. Zamandan faydalanacaksın bunu yaparken.
*****
Zamana yayarak öldürdü kendini. Zaten her insan biraz böyle ölmez mi?
*****
Seninle bir tren yolculuğu yapalım biz. Eylül her şeyin rengini ayrılığa benzetsin.
*****
İnsanın kendine de sorumluğu vardı.
*****
Bazen zaman durur ve her şey sessizleşir. İnsan içinde kopan fırtınayı bastırmak için uygun limanlar arar.
*****
Bu ses benim sesimi ısındırır.
*****
Sizde de olur mutlaka; söylemek istediklerinizi iç sessinizle dile getirirsiniz.
*****

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder