İNSAN ÖNEMLİ SORULARI SONUNDA DAİMA BÜTÜN HAYATIYLA CEVAPLAR (MUMLAR SONUNA KADAR YANAR KİTABINDAN)

18 Ocak 2026

 



Artık açık konuşalım:
Bugün “ruhsallık” diye dolaşan şeylerin çoğu uyanış değil, kaçıştır.
İnsanı sürekli iyi hissettiren şeyler,
çoğu zaman onu iyileştirmez.
Sadece hissetmesini engeller.
Acı susturulur, boşluk cilalanır,
korku güzel cümlelerle örtülür.
Bu dönüşüm değildir.
Bu bilinç değildir.
Bu, ruhsal ambalajlı uyutulmadır.
Gerçek uyanış,
insanın elinden önce hikâyelerini alır.
Kendine anlattığı masalları,
sığındığı kimlikleri,
“ben buyum” dediği kalıpları yıkar.
Rahatlatmaz.
Güçlü hissettirmez.
Aksine, insanı savunmasız bırakır.
Çünkü ruh,
okşanarak büyümez.
İnsan karanlığına bakmadan,
kendini aklamadan,
kendinden saklanmadan
tek bir adım bile uyanamaz.
Meditasyon yapmak derinlik değildir.
Spiritüel sözler paylaşmak bilgelik değildir.
Işık, konuşulan bir şey değil,
kaçılan yerde bekleyendir.
Herkes sevgiden bahseder,
çünkü yüzleşmek zordur.
Herkes şifadan söz eder,
çünkü yarayla kalmaya cesaret yoktur.
Hakikat yumuşak değildir.
Ego için inciticidir.
Hazır olmayanı dağıtır.
Ve evet…
Bu yol herkese göre değil.
Çoğu insan uyanmak istemez,
sadece kendini uyanmış hissetmek ister.
Eğer bu satırlar içini rahatsız ediyorsa,
sebebi sertlik değil.
Sarsılan şey, tutunduğun kurgudur.
Hakikat çağırmaz.
Hazır olduğunda çarpar.
🕊🤍🕊
Uğur Narlıdere..


Herkese merhaba güzel bir hafta diliyorum. Buralar soğuk hem de eksilerde soğuklar, dışarı pek çıktığım yok, çıksam da karşı fırına ekmek almaya çıkıyorum, ne hikmetse eve girer girmez de hapşırmaya başlıyorum, 2 defa üst üste fıy fıy tamam:))) Hava böyle olunca pazara da gitmiyoruz. Cumartesi açmadık iyi ki açmamışız, akşam nette pazarın videosuna denk geldim bomboştu. Sabah erkenden sergi komşum Gülnaz aradı gelmeyecek misiniz diye, yok dedim, o zaman yeri isterlerse kiraya verelim mi dedi, dedik ver. Ama video da bizim açtığımız alanı gösterdi, bizim yer boştu. Zübeyde ile akşam yazışmıştık, biz gitmeyeceğiz dedim, hava bozuk, o zaman bende gitmem dedi o da gitmemiş. Edirne de cuma günleri kurulan ulus pazarı vardı, orası da kapanmış artık. Belki bizim pazar yeri daha hareketlenir, hem satıcı, hem müşteri, hem Bulgar kısmı daha fazla olabilir diye düşünüyorum. Zaten video da baktım İstanbul'dan gelen pazarcılar yoktu. Onlar Cuma günü  Edirne'ye açıp, cumartesi buraya geliyorlardı. Edirne'ye açmadıkları için buraya gelmemiş olabilirler.
Soğuk kötü ev tamamen bir sığınak durumunda 2 gün az az kar yağdı ama tutmadı. Kat kat giyiniyorsun, devamlı battaniye altındasın, hem daim kahve veya çay kupandan eksik olmuyor. Bir de yemekte makarna, kuskus gibi, tarhana çorbası gibi şeylere daha çok yükleniyorsun.
Gazete, dergi, kitap okuyarak film izleyerek vakit geçirmeye çalışıyorum, internet bazen yavaşlıyor o zaman bilgisayarın başından kalkıyorum. 
Gelen giden yok, komşu vefat etti, gidemedik soğuk olunca cenazeye, ama onlar sağolsunlar, pilav, ayran, tatlı getirdiler eve kadar. 







Bir erkeğin sevdiği kadına kütüphane hediye etmesi kimin aklına gelirdi ? Çıldırmış gibi dört nala giden kapitalizmin, aşkı bile tek taş yüzüğün karatıyla ölçtüğü bu çiğ zamanlar için öylesine sarsıcı bir örnekti ki...

Emanet
Bige Güven Kızılay


Kendime yardım ettim.
Gözyaşlarımı sildim. 
Yaralarıma merhem sürdüm. 
Kalbimin hala acıdığı yerlere 
yara bandı yapıştırdım.
Kendime zaman ayırdım.
Ruhumu yatıştıran kitaplar okudum, 
sinirlerimi yatıştıran müzikler dinledim, 
beni gülümseten filmler izledim. 
Adım adım. Parça parça.
Kendimi toparladım ve 
kendime ikinci bir şans verdim.
Çünkü ben yapmazsam kimsenin 
yapmayacağını biliyordum."

( Ruby Dhal )

 




Mart yaklaşıyor alıştırmalar başladı:))



şiir banklarımız...


Cuma günü Migrosa gitmiştim...


İlk defa chatgbt kullandım, kendimin resmini istedim:))


İyi bir hafta diliyorum herkese


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder